Alkışlı Pencere'nin Sırrı

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Alkışlı Pencere'nin Sırrı

Deniz, meraklı mavi gözleri ve kıvırcık saçları olan sekiz yaşında bir çocuktu. En sevdiği şey, odasının penceresinden dışarıyı izlemekti. Ama bu pencere sıradan bir pencere değildi. Büyük büyük dedesi tarafından yapılmıştı ve bir sırrı vardı: Sadece alkışla açılıyordu! Deniz, her sabah uyandığında ellerini üç kez çırpar, pencere usulca açılır ve dışarıdaki dünyayı selamlardı. Pencerenin camı, güneş vurduğunda gökkuşağı renklerinde parlardı. Annesi, 'Bu pencere, neşe alkışlarını çok sever,' derdi. Deniz de her alkışında içinden sevgi ve mutluluk dolu düşünceler geçirirdi.

Bir gün, Deniz okuldan döndüğünde penceresini açmak için alkışladı, ama pencere açılmadı. Tekrar denedi, yine olmadı. Üzgün ve şaşkındı. Annesi yanına geldi ve 'Belki de bugün alkışların biraz yorgun, Deniz. Pencerenin sırrını hatırlıyor musun? Sadece içten gelen neşe alkışları işe yarar,' dedi. Deniz düşündü: O gün okulda arkadaşıyla küsmüştü ve içi biraz buruktu. Pencerenin, duygularını hissettiğini anladı. Derin bir nefes aldı, arkadaşı için iyi dilekler düşündü ve tekrar alkışladı. Pencerenin kenarı hafifçe parladı, ama yine de tam açılmadı.

Deniz, pencerenin sırrını çözmek için kararlıydı. Büyük büyük dedesinin eski not defterlerini aramaya başladı. Tavan arasında tozlu bir kutuda, içi çizimlerle dolu bir defter buldu. Defterde, alkışlı pencereyle ilgili bir sayfada şöyle yazıyordu: 'Bu pencere, yüreğin ritmini dinler. Alkış, sadece ellerin değil, kalbinin sesidir. Onu açmak için üç şey gerek: bir neşeli düşünce, bir yardım eli ve bir paylaşım anı.' Deniz bunu okuyunca heyecanlandı. İlk adımı yapmıştı neşeli düşünceler. Şimdi sıra diğerlerindeydi.

Ertesi gün, Deniz okulda küstüğü arkadaşı Can'a gidip barıştı ve birlikte oyun oynadılar. Sonra, mahalledeki yaşlı komşusu Ayşe Teyze'nin market torbalarını taşımasına yardım etti. Ayşe Teyze ona teşekkür edip bir kurabiye verdi. Deniz, yardım elini uzattığı için içi ısınmıştı. Akşam eve döndüğünde, paylaşım anı için annesiyle birlikte kurabiyeleri yedi ve gününü anlattı. Kalbi sevgiyle doluydu. Pencerenin önüne gitti, gülümsedi ve alkışladı.

Deniz alkışladığı anda, pencere altın bir ışıkla parladı ve usulca açıldı. Ama bu sefer sadece açılmakla kalmadı, camında sihirli görüntüler belirdi: Küçük kuşlar şarkı söylüyor, çiçekler dans ediyordu. Pencereden yayılan melodik bir ses, 'Aferin, Deniz! Yüreğinin alkışını duydum,' dedi. Deniz, pencerenin aslında bir 'neşe aynası' olduğunu anladı; dışarıyı değil, içindeki iyiliği gösteriyordu. O günden sonra, her alkışında daha çok sevgi paylaştı ve penceresi hep renkli açıldı. Sırrı da tüm çocuklara anlattı: Gerçek sihir, ellerde değil, yürektedir!

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocuklara içtenlik, yardımlaşma ve duyguların önemini eğlenceli bir şekilde anlatır. Alkış metaforuyla neşe ve sevgiyi yaymayı vurgular.

Masalın Mesajı

Gerçek sihir, dışarıdaki büyülerde değil, içimizdeki iyilik ve sevgidedir; paylaştıkça dünya daha güzel olur.

Sohbet Soruları

  • Deniz, pencereyi açmak için neden ilk başta zorlandı?
  • Pencereyi açmak için gereken üç şey neydi ve neden önemliler?
  • Sence alkışlı pencere başka hangi duyguları hissedebilir?