
Elif, büyükannesinin tavan arasındaki eski sandığında en tuhaf hazineyi bulduğunda, gözlerine inanamadı. Sandığın içinde, gümüş ipliklerle işlenmiş, hafifçe parıldayan bir eldiven vardı. Eldiven o kadar yumuşaktı ki, bir bulut parçasına dokunuyormuş gibi hissettirdi. Yanında sararmış bir not vardı: 'Dikkatli kullan. Her dokunuş bir anıyı siler.' Elif merakla eldiveni taktı ve aşağıya, bahçeye indi. Bahçedeki gülü ilk dokunduğunda, dün o gülü kokladığı anı birden zihninden silindi, sanki hiç yaşanmamış gibi oldu!

Elif önce şaşırdı, sonra biraz korktu. Acaba başka neleri unutabilirdi? Dikkatlice bahçedeki taş yola oturdu ve düşünmeye başladı. Kedisi Pamuk yanına geldi, onu okşamak istedi ama eldiveni çıkarmayı unutmuştu. Pamuk'u sevdiği anda, kedisini ilk gördüğü günün anısı buharlaşıp gitti. 'Hayır!' diye bağırdı Elif, 'Bu eldiven tehlikeli!' Ama aynı zamanda merak ediyordu: Acaba kötü anıları da silebilir miydi? Geçen hafta düşüp dizini kanattığında hissettiği acıyı unutmak ister miydi?

Tam o sırada, bahçenin kenarındaki yaşlı çınar ağacı konuşmaya başladı! 'Merhaba küçük dostum,' dedi ağaç yumuşak bir sesle. 'O eldiveni görüyorum. Uzun yıllar önce, bilge bir cadı tarafından yapıldı. Amacı, çok acı veren anıları hafifletmekti ama zamanla insanlar onu yanlış kullanmaya başladı.' Elif şaşkınlıkla ağaca baktı. 'Peki nasıl doğru kullanacağım?' diye sordu. Çınar ağacı, dallarını hafifçe sallayarak, 'Önce şunu anlamalısın: her anı, iyisiyle kötüsüyle seni sen yapar. Bazı anılar acıtır ama büyütür de,' diye yanıtladı.
Çınar ağacı, Elif'e bir hikaye anlattı: Yıllar önce, bir çocuğun bu eldiveni kullanarak tüm korkularını silmeye çalıştığını, ama korkularını unutunca, tehlikelerden de korunamadığını anlattı. 'Karanlıktan korkmayı unutunca, gece ormanda kayboldu,' dedi ağaç. 'Hastalıktan acı çekme anısını silince, hasta olduğunda dinlenmeyi unuttu.' Elif düşünceli bir ifadeyle eldivene baktı. Belki de bazı anılar, tıpkı bahçedeki dikenler gibi, canımızı acıtsa da bizi koruyordu.
Elif, çınar ağacına teşekkür etti ve eldivenle ne yapacağını düşünmeye başladı. Birden aklına harika bir fikir geldi! Bahçedeki ölü görünen bir bitkiye dokundu. Bitki anında canlandı ve çiçek açtı! Demek ki bu eldiven sadece silmiyor, aynı zamanda değiştirebiliyordu da. Elif koşa koşa eve gitti ve geçen yıl kırılan, sonra da yapıştırdığı serçe heykelciğini aldı. Eldivenle dokunduğunda, heykelcik eski haline döndü, kırık izi kalmadı! Ama kırıldığı günkü üzüntü anısı hala zihnindeydi. Sadece fiziksel izler siliniyordu!
Ertesi gün, Elif eldiveni doğru kullanmanın yollarını aradı. Komşularının kaybolan köpeği Maviş'i bulduğunda, eldivenle köpeğin tasmasına dokundu. Tasmanın üzerindeki 'kaybolma korkusu' silindi, ama Maviş'in evini bulma anısı yerinde kaldı. Sonra, okulda arkadaşı Can'ın düşürüp kırılan kalemini tamir etti. Kırılma anısı silinmedi ama kalem yeniden sağlam oldu. Elif anladı ki; bu eldiven, fiziksel dünyayı onarmak için kullanılabilirdi, duygusal anıları silmek için değil.
Bir hafta sonra, Elif büyükannesine eldiveni gösterdi ve yaşlı çınar ağacının anlattıklarını aktardı. Büyükanne gülümsedi: 'Ben de gençken o eldiveni kullanmıştım. Ama senin keşfettiğin gibi, onu eşyaları onarmak için kullanmayı seçtim.' Büyükanne, sandıktan bir fotoğraf albümü çıkardı. İçinde, eldivenle tamir edilmiş birçok eşyanın fotoğrafları vardı: dedesinin kırılan gözlüğü, annesinin yırtılan kitabı... 'Anıları silmek yerine,' dedi büyükanne, 'anıların yaşandığı eşyaları korumayı seçtim.'
Elif, o günden sonra eldiveni bilgece kullanmaya karar verdi. Okulundaki kütüphanede yırtılan kitapları onardı, parktaki kırık salıncağı tamir etti, hatta yağmurda ıslanıp hasta olan bir kuş yavrusunun tüylerini kurutup ısıttı. Her seferinde, yardım ettiği kişilerin mutluluk anıları zihinlerinde kalırken, sadece eşyaların zarar görmüş halleri siliniyordu. En güzeli de, her iyilik yaptığında, kendi kalbinde yeni bir güzel anı birikiyordu. Unutkan eldiven artık 'Tamirci Eldiven' olmuştu!
Zaman geçtikçe, Elif eldivenin en önemli özelliğini keşfetti: Eğer bir anıyı gerçekten silmek isterse, bunu yapabilirdi ama sadece kendi anılarını. Bir gün, çok sevdiği dedesinin vefatının yıl dönümünde, eldiveni taktı ve dedesiyle ilgili en mutlu anısını düşündü: birlikte uçurtma uçurdukları bir gün. Eldivenle kalbine dokundu ve o anıyı sildi... AMA hemen yanına, dedesinin ona hediye ettiği uçurtmayı koydu. Anı silinmişti, ama sevgi eşyada yaşıyordu. Elif ağladı, ama bu gözyaşları iyileştiriciydi. Anladı ki; bazı anılar acıtır, ama o acıyı hissetmek, sevginin ne kadar derin olduğunu hatırlatır.
Elif büyüdüğünde, eldiveni kendi kızına verdi ve ona şu öğüdü aktardı: 'Bu eldiven sihirli bir araç, ama en büyük sihir bizim seçimlerimizde saklı. Anılarımızı tamamen silmek yerine, onlardan öğrenmeyi seçebiliriz. Kötü anılar bizi güçlendirir, iyi anılar bizi besler. Ve bazen, bir anıyı saklamanın en güzel yolu, onu paylaşmaktır.' Kızı gülümseyerek eldiveni taktı ve bahçedeki solmuş bir çiçeğe dokundu. Çiçek canlandı, ama bu sefer farklı renklerde açtı. Çünkü her nesil, sihri kendi rengiyle kullanırdı. Ve böylece, unutkan eldivenin hikayesi, tamirci eldiven olarak nesilden nesile aktarıldı.