Aslıhan'ın Parlayan Sırrı ve Altın Yumurtalar

Anneokulu Tarafından Yazıldı

Aslıhan'ın Parlayan Sırrı ve Altın Yumurtalar

Küçük Aslıhan, güneşin ilk ışıklarıyla uyandı. Köyün en güzel bahçeli evinde yaşayan bu meraklı kız, her sabah ilk tavuk kümesine koşardı. Babası Hasan Usta'nın en sevdiği beyaz tavuğu Nazlı, yumurtlamak üzereydi. Aslıhan, Nazlı'ya her gün taze su ve en iyi buğdayları verirdi. O sabah kümesin kapısını açtığında, sıradan bir gün gibi görünüyordu her şey. Tavuklar gıdaklıyor, horoz şafak şarkısını söylüyordu. Ama Nazlı'nın oturduğu saman yuvada, sıradışı bir parıltı vardı. Aslıhan yaklaştı ve ne görse beğenirsiniz? Nazlı'nın altından, ışıl ışıl parlayan bir yumurta duruyordu!

Aslıhan, gözlerine inanamadı önce. Altın yumurtayı dikkatlice eline aldı. Hem sıcaktı hem de hafifçe titreyen bir ışık yayıyordu. 'Bu nasıl mümkün olabilir?' diye düşündü. Nazlı ise normal bir günmüş gibi gıdaklayıp yürümeye başladı. Aslıhan yumurtayı alıp eve koştu. Annesi Fatma Hanım, mutfakta kahvaltı hazırlarken kızının getirdiği altın yumurtayı görünce şaşkınlıktan elindeki tepsiyi neredeyse düşürüyordu. 'Aman Allahım! Bu nedir kızım?' diye sordu. Aslıhan olanları anlattı. Babası Hasan Usta işten gelince, altın yumurtayı görüp önce şaka zannetti. Ama yumurtanın gerçek altın olduğunu anlayınca, ailesiyle birlikte ne yapacaklarını düşünmeye başladılar.

Ertesi sabah Aslıhan yine kümesin yolunu tuttu. Nazlı yine aynı yerde, yine altın bir yumurtanın üzerinde oturuyordu! Bu artık bir tesadüf olamazdı. Aslıhan, Nazlı'nın neden altın yumurta yumurtladığını anlamak istiyordu. O gün okuldan sonra, köyün bilge kadını Nine Hatice'yi ziyaret etti. Nine Hatice, Aslıhan'ı dinledikten sonra derin derin düşündü. 'Evladım,' dedi yumuşak bir sesle, 'bazen doğa bize sıradışı armağanlar verir. Ama asıl önemli olan, bu armağanı nasıl kullandığımızdır. Altın yumurtalar senin ve ailen için bir nimet olabilir, ama Nazlı'yı da çok iyi korumalısın.'

Aslıhan, Nine Hatice'nin sözlerini düşünerek eve döndü. Ailesiyle konuştu ve bir karar aldılar: Altın yumurtaları satacak, ama elde ettikleri parayla sadece ihtiyaçlarını karşılayacak ve köydeki ihtiyaç sahiplerine yardım edeceklerdi. İlk altın yumurtayı satın alan kasabadaki kuyumcu, yumurtanın sadece dışının değil, içinin de saf altın olduğunu söyledi! Bu haber hızla yayıldı ve köye birçok insan gelmeye başladı. Bazıları sadece görmek için, bazıları ise altın yumurtaları almak için. Aslıhan'ın ailesi herkese nazikçe davrandı, ama Nazlı'yı ve diğer tavukları korumak için kümesin etrafına dikkatlice çit çektiler.

Günler geçtikçe, Aslıhan Nazlı'yı daha dikkatli gözlemlemeye başladı. Fark etti ki, Nazlı sadece mutlu ve huzurlu olduğunda altın yumurta yumurtluyordu. Ona özel yemler hazırlıyor, şarkılar söylüyor, hatta bazen kitap bile okuyordu. Bir gün, köyden komşu çocuklar kümesin yanında gürültü yapınca, Nazlı o gün hiç yumurtlamadı. Aslıhan anladı ki, altın yumurtalar Nazlı'nın mutluluğunun bir yansımasıydı. Bu sırrı ailesiyle paylaştı ve birlikte Nazlı için daha huzurlu bir ortam yaratmaya karar verdiler. Kümesin yanına renkli çiçekler ektiler, kuşlar için su kapları koydular.

Altın yumurtalardan elde ettikleri parayla, Aslıhan'ın ailesi önce köy okuluna yeni kitaplar aldı. Sonra yaşlı komşularının evlerini tamir ettirdi. Köyün ortak kuyusuna daha modern bir sistem kurdular. Her yardım ettiklerinde, Nazlı'nın yumurtaları daha da parlaklaşıyordu. Aslıhan, bir gün Nine Hatice'ye 'Nazlı neden altın yumurtluyor?' diye sorduğunda, bilge kadın gülümsedi: 'Belki de Nazlı, iyiliğin dünyaya yayılması için bir araçtır. Bazen en sıradan görünen şeyler, en olağanüstü sırları taşır.'

Zamanla, Aslıhan ve ailesinin cömertliği tüm bölgede duyuldu. Başka köylerden insanlar gelip onlardan nasıl bu kadar yardımsever olabildiklerini sordu. Aslıhan her seferinde aynı cevabı veriyordu: 'Asıl hazine, paylaşmakta ve başkalarını mutlu etmekte saklı.' Nazlı ise her sabah bir altın yumurta vermeye devam etti, ta ki bir gün... O sabah Aslıhan kümesine gittiğinde, Nazlı'nın yanında minik, sarı tüylü bir civciv gördü! Civciv de tıpkı annesi gibi hafifçe parlıyordu. Anladı ki, Nazlı'nın sırrı yavrusuna da geçmişti. Artık köyde iki 'altın tavuk' vardı.

Yıllar geçti. Aslıhan büyüdü, ama Nazlı'yı ve onun yavrularını her zaman korudu. Köy, altın tavukların getirdiği bereketle gelişti, ama asıl zenginliğin yardımlaşma ve paylaşmada olduğunu hiç unutmadılar. Aslıhan, çocuklarına ve torunlarına hep aynı hikayeyi anlattı: 'Gerçek hazine, elinizdekinin kıymetini bilmek ve onu başkalarıyla paylaşmaktır. Nazlı bize altın yumurtalar verdi, ama asıl öğrettiği, altından daha değerli olan şeyin insan kalbi olduğuydu.' Ve köyde, her sabah güneş doğduğunda, tavuk kümesinden yayılan ışık, sadece altın yumurtaların değil, sevgi dolu kalplerin de parıltısıydı.

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocuklara cömertliğin, paylaşmanın ve doğaya saygının değerini öğretirken, beklenmedik hediyeler karşısında sorumlu davranmanın önemini vurgular.

Masalın Mesajı

Gerçek zenginlik maddi şeylerde değil, paylaşmakta, yardımlaşmakta ve doğaya saygıda saklıdır.

Sohbet Soruları

  • Sence Nazlı neden altın yumurta yumurtluyordu?
  • Aslıhan ve ailesi altın yumurtaları satarak elde ettikleri parayla neler yaptı?
  • Sahip olduğun bir şeyi başkalarıyla paylaşmak sana nasıl hissettirir?
  • Nazlı'nın mutlu olması neden önemliydi?
  • Sence en değerli hazine nedir ve neden?