
Uzun zaman önce, gökyüzünde parlayan gümüş bir top gibi duran Ay'ın, kimsenin görmediği bir yüzü vardı. Arka yüzünde, yıldızların bile sırrını sakladığı özel bir yer bulunuyordu. Burası, Ay'ın en tatlı sırrı olan 'Parlayan Peynir Fabrikası'ydı. Fabrikanın bacalarından çıkan duman, aslında minik yıldız tozlarından oluşuyor ve gökyüzüne karışınca ışıl ışıl parlıyordu. Fabrikanın bekçisi ise Ay'ın en eski dostu, beyaz tüylü, uzun kulaklı bir tavşan olan Pıtırcık'tı. Pıtırcık, her gece Dünya'daki çocuklar uyurken, özel peynirlerini hazırlamak için kolları sıvardı.

Pıtırcık'ın en büyük yardımcısı, geceleri parlayan 'Yıldız Sütü'ydü. Bu süt, Samanyolu'ndan toplanan özel bulutlardan damıtılıyordu. Her akşam, gümüş renkli bulutlar fabrikanın penceresinden içeri süzülür, Pıtırcık onları büyük bir sevgiyle kocaman kazanlara doldururdu. Kazanlar ısındıkça, etrafa vanilya ve bal kokusu yayılırdı. Fabrikanın duvarları, peynirlerin ışıltısıyla altın renginde parlardı. Pıtırcık, peynirleri şekillendirirken onlara sihirli şarkılar mırıldanırdı: 'Yıldızlar parlasın, peynirler tatlısın, dünyadaki çocuklar güzel rüyalar görsün!'

Bir gece, beklenmedik bir şey oldu. Fabrikanın en önemli aleti olan 'Parlama Çarkı' aniden durdu. Bu çark olmadan, peynirlere ışık vermek imkansızdı. Pıtırcık endişeyle çarkı incelediğinde, küçük bir yıldız tozu tanesinin çarkın dişlilerine sıkıştığını fark etti. Minik yıldız tozu, korkudan titriyor ve 'Üzgünüm, kayboldum!' diye fısıldıyordu. Pıtırcık, hemen yumuşak patileriyle yıldız tozunu nazikçe çıkardı. Ama çark hala çalışmıyordu çünkü yıldız tozu, çarkın sihirli gücünün bir parçasıydı. Pıtırcık, yıldız tozuna gülümseyerek 'Merak etme, seni evine götüreceğiz' dedi.
Pıtırcık, yıldız tozunu alıp fabrikanın dışına çıktı. Ay'ın arka yüzünde, yıldızların dans ettiği geniş bir platform vardı. Buradan bütün galaksiyi görmek mümkündü. Pıtırcık, yıldız tozunu avucunda tutarak Samanyolu'na doğru uzattı. O sırada, uzaktan gelen bir kuyruklu yıldız, ışık hızıyla yanlarından geçti. Kuyruklu yıldızın rüzgarı, yıldız tozunu havalandırdı ve minik toz, diğer yıldız arkadaşlarının yanına doğru süzüldü. Yıldız tozu, vedalaşırken Pıtırcık'a minik bir ışık hediye etti. Bu ışık, Parlama Çarkı'nı tekrar çalıştırmak için tam ihtiyaçları olan şeydi!
Pıtırcık, yıldız tozunun hediyesi olan ışığı çarkın tam merkezine yerleştirdi. Çark anında dönmeye başladı ve fabrika eskisinden daha parlak bir şekilde aydınlandı. O gece, özel bir peynir yapmaya karar verdi: 'Yıldız Dostluğu Peyniri'. Bu peynir, hem yumuşacık hem de içinde minik ışık parçacıkları olan sihirli bir lezzetti. Pıtırcık, peynirleri hazırlayıp onları Ay'ın ön yüzünden Dünya'ya doğru fırlattı. Peynirler, gece rüzgarıyla süzülerek dünyadaki çocukların rüyalarına girdi. O gece, bütün çocuklar Ay'da dans eden tavşanlar ve parlayan peynirler gördü. Ve Pıtırcık, fabrikanın penceresinden Dünya'ya bakıp gülümsedi, çünkü bir sorunu çözmek için yardım etmenin ne kadar güzel bir his olduğunu bir kez daha anlamıştı.