Denizin Fısıltılarını Dinleyen Deniz

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Denizin Fısıltılarını Dinleyen Deniz

Deniz, adı gibi mavi gözlü, meraklı bir çocuktu. Her yaz dedesinin sahil kasabasına gelir, kumlarda oynar, dalgaları izlerdi. Ama Deniz'in diğer çocuklardan farklı bir yeteneği vardı: O, denizin sesini gerçekten dinleyebiliyordu. Diğerleri sadece 'şşşş' ya da 'vırr' sesi duyarken, Deniz dalgaların arasından gelen tatlı, şarkımsı fısıltıları işitiyordu. Bir gün, en sevdiği mavi şapkasını giyip sahile indiğinde, deniz alışılmadık bir şekilde sessizdi. Dalgalar kıyıya usul usul vuruyor ama hiç fısıldamıyordu. Deniz endişelenerek suya yaklaştı, kulağını eğdi. 'Merhaba deniz, neden konuşmuyorsun?' diye sordu.

Uzun bir sessizlikten sonra, denizden hafif bir çıtırtı geldi, sonra yavaş yavaş bir fısıltı yükseldi: 'Denizciğim, yardımına ihtiyacım var. Derinlerdeki en güzel incim kayboldu. O inci olmadan şarkılarımın notaları eksik kalıyor, dalgalarımın ritmi bozuluyor.' Deniz gözlerini açtı, 'Ama ben küçüğüm, nasıl yardım edebilirim?' diye sordu. Denizin sesi gülümser gibiydi: 'Senin kalbin temiz ve kulakların duyarlı. Üç deniz arkadaşım sana yol gösterecek. İlki Kum Kızılı, kumsalda oynayan yengeç. Onu bul, sana ilk ipucunu verecek.' Deniz hemen kumsalda yengeç aramaya başladı. Kumların arasında minik izler takip etti ve turuncu kabuklu, sevimli bir yengeç buldu.

Kum Kızılı, kıskaçlarıyla selam verdi: 'Deniz'in arkadaşı, seni duydum. İnciyi bulmak için deniz kabuklarının dilini öğrenmelisin. Her kabuk farklı bir hikaye anlatır. Şurada, suyun kenarındaki büyük deniz kabuğunu görüyor musun? Onu kulağına götür, sana nereye gitmen gerektiğini söyleyecek.' Deniz heyecanla koşup iri, pembemsi bir deniz kabuğu aldı. Kulağına dayadığında, içinden tatlı bir melodi duydu: 'İkinci arkadaşın Deniz Yıldızı, kayalıkların arasında yaşar. Ona ulaşmak için gelgit çizgisini takip et, ayak izlerin suya değsin ama ıslanmasın.' Deniz bunun ne demek olduğunu düşündü. Sonra aklına geldi: Gelgit çizgisi, dalgaların ulaştığı en son noktaydı. O çizgiyi takip ederek, ıslak kumda ama suya girmeden yürümeye başladı.

Kayalıklara vardığında, turuncu bir deniz yıldızı gördü. Deniz Yıldızı yavaşça kollarını hareket ettirdi: 'Hoş geldin küçük dostum. İnci çok uzaklarda değil, ama onu görmek için gözlerini değil, kalbini kullanmalısın. Şu mavi deniz anemonunun yanında otur ve gözlerini kapat. Denizin kalp atışlarını dinle.' Deniz dediği gibi yaptı. Gözlerini kapattı, dalgaların sesine, rüzgarın esişine, martıların çağrısına kulak verdi. Ve sonra, çok hafif, düzenli bir atış duydu: 'Dum-dum, dum-dum.' Sanki denizin kalbi atıyordu. Bu ses onu, kayalıkların arkasındaki küçük bir havuzcağaza yönlendirdi.

Küçük havuzda, üçüncü arkadaşları bekliyordu: Bilge Denizatı. Minik, altın rengi bir denizatı suyun içinde zarifçe süzülüyordu. 'Sonunda geldin,' dedi yumuşak bir sesle. 'İnci burada, havuzun en derin noktasında. Ama onu almak için sihirli bir kelime söylemen gerekiyor. Bu kelime denizin tüm dillerinde aynı: Dostluk.' Deniz derin bir nefes aldı ve 'Dostluk!' diye seslendi. Suyun altından yumuşak bir ışık yükseldi ve sedefli, pırıl pırıl parlayan bir inci su yüzüne çıktı. İnci o kadar güzeldi ki, içinde minik gökkuşakları oynuyor gibiydi. Deniz inciyi nazikçe avucuna aldı.

İnciyi alır almaz, tüm deniz coşkuyla şarkı söylemeye başladı. Dalgalar ritmik vuruşlarla kıyıya vuruyor, martılar koro halinde ötüyor, rüzgar melodiler çalıyordu. Deniz inciyi suya doğru tuttu: 'Bu senin, geri almalısın.' Ama denizin fısıltısı geldi: 'Hayır Denizciğim, bu inci artık senin. Çünkü sen onu dostluğun gücüyle buldun. İncim geri döndü ama onun ikizi senin kalbinde yaşayacak. Ne zaman denizi dinlemek istersen, bu inciyi eline al ve kalbine kulak ver.' Deniz inciyi sakladı ve o günden sonra, denizle konuşmak için sadece kulağını değil, kalbini de dinlemeyi öğrendi. Artık sadece dalgaların fısıltılarını değil, tüm doğanın şarkısını duyabiliyordu: Rüzgarın masallarını, ağaçların şarkılarını, bulutların şiirlerini.

Yaz bittiğinde, Deniz incisini yanına aldı ve şehre döndü. Ama artık hiç yalnız hissetmiyordu. Penceresinden geçen rüzgarla konuşuyor, yağmur damlalarının şarkılarını dinliyordu. Okuldaki arkadaşlarına da kalple dinlemeyi öğretti. Birlikte, kuşların uyarılarını, ağaçların ihtiyaçlarını, nehrin öykülerini anlamaya başladılar. Deniz büyüdüğünde, deniz biyoloğu oldu ve tüm hayatını okyanusları korumaya, onların sesini dünyaya duyurmaya adadı. Ve hala, zor bir günün ardından, mavi incisini eline alır, gözlerini kapatır ve o uzak yaz gününü, denizin fısıltılarını ve dostluğun sihirli gücünü hatırlardı.

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocuklara doğayı dinlemenin, sabrın ve dostluğun önemini öğretirken, hayal güçlerini geliştiriyor.

Masalın Mesajı

Gerçek dinlemek sadece kulaklarla değil, kalple yapılır; doğa bize her zaman bir şeyler anlatır, yeter ki dinlemeyi bilelim.

Sohbet Soruları

  • Deniz neden denizin sesini diğer çocuklardan farklı duyabiliyordu?
  • Deniz inciyi bulmak için hangi üç arkadaştan yardım aldı?
  • Sence 'gelgit çizgisini takip etmek' ne anlama geliyor olabilir?
  • İnciyi almak için hangi sihirli kelimeyi söylemek gerekiyordu?
  • Deniz büyüyünce ne olmuş ve bu mesleği seçmesinde denizin nasıl bir etkisi olmuş?