
Uzaklarda, bulutların üzerinde bir ülke vardı: Devlerin Ülkesi. Burada her şey kocamandı; çiçekler ev kadar büyük, ağaçlar gökyüzüne değiyordu, hatta kelebekler bile bir at kadar iriydi. Devler, sevimli devler, günlerini neşeyle geçirir, dev boyuttaki top oynar, dev şarkılar söylerlerdi. Ama aralarında bir dev vardı ki, adı Mini'ydi ve o, diğerlerinden çok ama çok küçüktü. Mini, bir cüce devdi! Diğer devler onu seviyordu ama Mini bazen kendini yalnız hissediyordu, çünkü dev oyunlarında onun boyu yetmiyor, dev eşyaları kullanamıyordu. Bir gün, 'Neden ben böyle küçüğüm?' diye düşünürken, en iyi arkadaşı dev Zıpzıp (ki o da minik sayılırdı, ama Mini'den büyüktü) yanına geldi. 'Mini,' dedi Zıpzıp, 'Boyun küçük olabilir, ama kalbin dev gibi! Belki de senin özel gücün buradadır.' Mini bunu düşündü ve biraz daha neşelendi.

O gün, Devlerin Ülkesi'nde büyük bir sorun oldu: En küçük dev yavrusu olan Bıdık, dev bir çilek tarlasında kaybolmuştu! Tüm devler aramaya başladı, ama çilekler o kadar büyük ve yapraklar o kadar sıktı ki, devlerin kocaman ayakları çilekleri eziyor, sesleri Bıdık'ı korkutuyordu. Mini, kenarda durmuş, üzülüyordu. Sonra aklına parlak bir fikir geldi: 'Ben küçüğüm, belki de çileklerin arasına rahatça girebilirim ve Bıdık'ı korkutmadan bulabilirim!' Hemen harekete geçti. Küçük boyutu sayesinde, dev çilek saplarının arasından zorlanmadan süzüldü, yaprakların altına bakabildi. Diğer devler onu izliyor, şaşkınlıkla 'Mini gidiyor!' diye fısıldaşıyorlardı.

Mini, çilek tarlasının derinliklerinde, kocaman bir çileğin arkasında ağlayan minik Bıdık'ı buldu. Bıdık, Mini'yi görünce biraz korktu, ama Mini'nin yumuşak sesi ve gülümseyen yüzü onu sakinleştirdi. 'Merhaba Bıdık, ben Mini. Seni evine götürmeye geldim,' dedi. Bıdık, 'Ama ben kayboldum, yolu bulamıyorum,' diye hıçkırdı. Mini, 'Ben de bazen kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum, ama bak, küçük olmanın iyi yanlarını keşfediyoruz. Gel, seni güvenle çıkaralım.' Mini, Bıdık'ı sırtına aldı (Bıdık, Mini'den bile küçüktü!) ve dikkatlice, diğer devlerin ezip zarar vermeyeceği bir yoldan tarladan çıktı. Diğer devler onları görünce sevinçle alkışladı, 'Yaşasın Mini! Küçük dev, büyük kahraman!' diye bağırdılar.
O günden sonra, Devlerin Ülkesi'nde herkes Mini'nin özel olduğunu anladı. Mini artık kendini yalnız hissetmiyordu, çünkü onun küçük boyutu, bazen en büyük sorunları çözebiliyordu. Devler, dar geçitlerdeki problemleri çözmek, küçük hayvanlara yardım etmek (ki onlar için devler çok büyüktü) ve hatta dev oyunlarında yeni kurallar bulmak için Mini'den fikir almaya başladılar. Mini, 'Demek ki herkesin bir gücü var; benimki de tam boyumda!' diye düşündü mutlulukla. Zıpzıp da ona katıldı, 'Evet Mini, sen bizim küçük devimizsin, kalbin ise hepimizden büyük!' Devlerin Ülkesi, Mini sayesinde daha da renkli ve kucaklayıcı bir yer haline geldi. Ve Mini, bir daha asla boyunu küçük görmedi; onun yerine, kalbindeki dev sevgisiyle gurur duydu.