Dört Cep Dört Mevsim

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Dört Cep Dört Mevsim

Yağmur Ormanı'nın kenarındaki Şenlikli Köy'de dört kardeş yaşardı: İlkbahar, Yaz, Sonbahar ve Kış. Bu dört kardeşin en özel yanı, ceplerinin sihirli olmasıydı. Her birinin cebinde, adını taşıdığı mevsime ait büyülü bir tohum saklıydı. Büyükanneleri, onlara küçükken bu tohumları hediye etmiş ve 'Bu tohumlar, dünyanın dengesini koruyor. Onları ancak ihtiyaç olduğunda ve birlikte kullanmalısınız' demişti. Kardeşler, ceplerindeki bu mevsim tohumlarını özenle korur, ancak ne zaman kullanacaklarını bilemezlerdi. Ta ki bir gün, Yağmur Ormanı'nda tuhaf bir şeyler olmaya başlayana kadar...

O sabah uyandıklarında, köyde her şey karışmıştı. Ağaçlardan bazıları yapraklarını dökerken, bazıları çiçek açıyor, bazıları ise tamamen karla kaplıydı. Köyün çeşmesinden hem sıcak hem soğuk su akıyor, bahçelerde domateslerin yanında karpuzlar yetişiyordu. 'Mevsimler karışmış!' diye bağırdı İlkbahar, pencereden dışarı bakarken. Yaşlı Bilge Meşe'nin yanına koştular. Bilge Meşe, yüzlerce yıldır ormanda yaşayan dev bir ağaçtı. 'Ah, çocuklar,' dedi Bilge Meşe yapraklarını hışırdatarak, 'Mevsim Rüzgarı, gece vakti eserken yönünü şaşırmış. Artık nereye gitmesi gerektiğini bilmiyor. Eğer mevsimler bu şekilde karışmaya devam ederse, ne bitkiler büyüyebilir ne de hayvanlar kış uykusuna yatabilir.' Dört kardeş, ceplerindeki tohumlara dokundular. Belki de onların zamanı gelmişti.

Kardeşler, Mevsim Rüzgarı'nı bulmak için Yağmur Ormanı'nın derinliklerine doğru yola koyuldular. İlkbahar, cebinden çıkardığı pembe tohumu avucunda tuttu. Tohum parladı ve önlerinde çiçekli bir patika belirdi. 'Bunu takip edelim!' dedi. Patika onları, üzgün bir şekilde dönüp duran mavi-beyaz bir rüzgar girdabının yanına götürdü. Bu, kaybolmuş Mevsim Rüzgarı'ydı! Rüzgar, karmakarışık esiyor, bir an sıcak, bir an soğuk, bir an ılık, bir an serin getiriyordu. 'Dur, lütfen dur!' diye seslendi Yaz, ama rüzgar onları duymuyor gibiydi. Sonbahar, 'Belki de ona mevsimleri hatırlatmamız gerekiyor' diye düşündü. 'Hep birlikte tohumlarımızı kullanalım!'

Kardeşler bir daire oluşturup oturdular. Her biri ceplerinden tohumlarını çıkardı. İlkbahar'ın tohumu pembe ve yumuşak, Yaz'ınki altın sarısı ve sıcak, Sonbahar'ınki turuncu-kırmızı ve hışırtılı, Kış'ınki ise buz mavisi ve pürüzsüzdü. Tohumlarını avuçlarının içine koydular ve birbirlerine uzattılar. Elleri birleştiği anda, dört tohum parlak bir ışıkla birleşerek tek bir parıltılı küre oldu. Bu küre, dört mevsimin uyum içinde döndüğü minik bir dünyaydı. Mevsim Rüzgarı, bu ışığa doğru yavaşça yaklaştı. Kürenin etrafında dönmeye, önce yavaş, sonra düzenli bir ritimle esmeye başladı. Artık karışık değil, sakin ve istikrarlıydı.

Mevsim Rüzgarı, minik mevsim küresini bir süre izledikten sonra, aniden coşkuyla yükseldi. Önce İlkbahar'a doğru eserek onun saçlarını çiçeklerle dolandırdı, sonra Yaz'ın etrafında dans ederek güneş ışınları saçtı, Sonbahar'ı renkli yapraklarla süsledi ve Kış'ın üzerine kar taneleri bıraktı. Sonra, köye doğru düzenli bir şekilde esmeye başladı. Peşinden gittiklerinde, köyde her şeyin normale döndüğünü gördüler. Ağaçlar artık doğru mevsime göre davranıyor, çeşmeden berrak su akıyordu. Bilge Meşe, 'Teşekkür ederim, küçük mevsim bekçileri!' diye gürledi. Kardeşler, tohumlarını tekrar ceplerine koydular. Artık biliyorlardı ki, bu tohumlar sadece mevsimleri değil, işbirliğinin ve uyumun gücünü de temsil ediyordu.

O günden sonra, dört kardeş köyde 'Mevsim Bekçileri' olarak anılmaya başladı. Her mevsim değişiminde, ceplerindeki tohumlar hafifçe parlar ve onlara birbirlerine sarılmalarını hatırlatırdı. Bazen Yağmur Ormanı'na gider, Mevsim Rüzgarı'nı ziyaret ederlerdi. Rüzgar, onları görünce sevinçle eser, İlkbahar'ın saçlarına yeni açmış çiçekler, Yaz'ın omzuna kelebekler, Sonbahar'ın cebine şekilli tohumlar, Kış'ın avucuna da desenli kar taneleri bırakırdı. Köydeki her çocuk, bu hikayeyi bilir ve dört kardeşin, ceplerinde sadece tohum değil, dünyanın ritmini taşıdığını söylerdi. Ve işte böyle, dört cep, dört mevsim ve dört kardeş, her zaman uyum içinde yaşamaya devam etti.

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocuklara mevsimleri, işbirliğini ve her bireyin özel bir katkısı olduğunu öğretir. Kardeşlerin her birinin farklı ama uyumlu özellikleri, takım çalışmasının güzelliğini gösterir.

Masalın Mesajı

Her birimiz farklı özelliklere sahibiz ve ancak birlikte çalıştığımızda uyum ve dengeyi sağlayabiliriz. Farklılıklarımız, bütünü güzelleştiren parçalardır.

Sohbet Soruları

  • Sence dört kardeşten hangisinin cebinde olmak isterdin? Neden?
  • Mevsimler karışmasaydı, kardeşler tohumlarını nasıl keşfederdi?
  • Senin cebinde olsa, içinde ne saklamak isterdin? Bu şey dünyaya nasıl bir katkı sağlardı?