
Bir zamanlar, Ayışığı Vadisi adında büyülü bir yer vardı. Bu vadinin ortasından, gümüş gibi parlayan bir nehir akardı. Nehrin en ilginç özelliği, güneş batıp ay gökyüzünde belirdiğinde, sularının tersine akmaya başlamasıydı! Gündüzleri diğer nehirler gibi aşağıya doğru akarken, geceleri tam tersi yönde, dağların tepesine doğru yükselirdi. Vadide yaşayan çocuklar bu durumu çok merak eder, ama nehrin sırrını kimse bilmezdi.

Vadide yaşayan meraklı bir çocuk vardı, adı Alp'ti. Alp, her gece penceresinden tersine akan nehri izler ve 'Acaba neden böyle akıyor?' diye düşünürdü. Bir gece, dayanamayıp büyükannesine sordu: 'Büyükanne, neden nehrimiz geceleri tersine akıyor?' Büyükannesi gülümseyerek, 'Bu nehrin bir sırrı var yavrum. Eğer gerçekten öğrenmek istiyorsan, ay ışığının en parlak olduğu gece, nehrin kaynağına gitmelisin.' dedi. Alp çok heyecanlandı ve o geceyi sabırsızlıkla beklemeye başladı.

Ayın en parlak olduğu gece nihayet geldi. Alp, sırt çantasına bir elma feneri ve su matarası koydu, sonra nehrin yanına gitti. Suyun tersine doğru, yani dağların tepesine doğru yürümeye başladı. İlginç bir şekilde, nehrin tersine akan suları, ay ışığında parlayan küçük baloncuklar çıkarıyordu. Bu baloncuklar havada süzülüyor ve yumuşak bir ışık yayıyordu. Alp, bu ışıklı baloncukları takip ederek yoluna devam etti.
Yolculuk uzun sürdü. Alp yorulduğunda, nehrin kenarındaki parlak çiçeklerden birine oturdu. Çiçekler, ay ışığıyla besleniyor ve yumuşak bir melodi mırıldanıyordu. Aniden, nehrin sularından minik, ışıklı bir yaratık çıktı. Bu, Su Perisi Lumi'ydi. Lumi, mavi ve gümüş renklerinde parlıyor, nehrin sularından yapılmış elbiseler giyiyordu. 'Merhaba Alp,' dedi Lumi, 'Nehrin sırrını öğrenmek için bu kadar yol geldiğini biliyorum.'
Lumi, Alp'e nehrin hikayesini anlattı: 'Çok uzun zaman önce, Ayışığı Vadisi çok kuraktı. Ay Ana, vadideki canlılara acıdı ve özel bir hediye verdi. Her gece, ay ışığını nehrin sularına gönderir. Bu ışık, suları hafifletir ve yukarı doğru çeker. Böylece nehir tersine akar ve dağların tepesindeki kaynağa ulaşır. Orada, ay ışığı suyu temizler ve tazeler, sonra gündüz olunca tekrar aşağıya akar, böylece vadimiz asla susuz kalmaz.'
Alp şaşkınlıkla, 'Peki neden bu sırrı herkese söylemiyorsunuz?' diye sordu. Lumi gülümsedi: 'Çünkü bazı sırlar, sadece gerçekten merak eden ve çaba gösterenler içindir. Sen merakın sayesinde buradasın. Şimdi sana nehrin en büyük hediyesini göstereceğim.' Lumi, elini nehrin sularına dokundurdu ve sudan minik, parlak bir taş çıkardı. 'Bu Aytaşı,' dedi, 'Bunu sakla. Ne zaman ay ışığına ihtiyacın olursa, bu taş sana yardım edecek.'
Alp, Aytaşını aldı ve Lumi'ye teşekkür etti. Geri dönerken, nehrin artık eskisi gibi gizemli görünmediğini fark etti. Onun yerine, daha da güzel ve anlamlı görünüyordu. Vadideki herkes, Alp'in nehrin sırrını öğrendiğini duyunca çok şaşırdı. Alp, Aytaşını her gece penceresine koydu ve taş, odasını yumuşak bir ay ışığıyla aydınlattı. Artık geceleri daha huzurlu uyuyor, çünkü nehrin neden tersine aktığını biliyordu.
Alp büyüdüğünde, bu hikayeyi kendi çocuklarına anlattı. Ayışığı Vadisi'ndeki her çocuk, nehrin sırrını Alp'ten öğrendi. Ve o günden sonra, herkes nehre daha çok saygı duydu, çünkü onun sayesinde vadilerinin her zaman sulak ve bereketli kaldığını biliyorlardı. Geceleri tersine akan nehir, vadinin koruyucusu olmuştu, ay ışığının büyülü hediyesi...