
Derin, karanlık ve sessiz bir ormanda, diğer tüm hayvanlar uykuya dalmışken, küçük ateşböceği Lumi uyanıktı. Lumi, minik bedeninden yayılan sıcak, altın sarısı bir ışıkla parlıyordu. Ancak bu gece bir şey farklıydı. Lumi, ormanın ne kadar karanlık ve hüzünlü göründüğünü düşünüyordu. 'Keşke arkadaşlarım gece de oyun oynayabilse, yıldızları seyredebilecek kadar ışık olsa,' diye mırıldandı kendi kendine. Bu düşünceyle, kanatlarını çırparak yükseldi ve ormanın en yüksek ağacının tepesine, Bilge Baykuş'un yuvasına doğru uçtu. Belki ona bu konuda bir fikri vardır.

Bilge Baykuş, Lumi'yi görünce gülümsedi. 'Merhaba, küçük ışık. Seni bu saatte ne getirdi?' Lumi, içini döktü: 'Baykuş Amca, orman geceleri çok karanlık. Herkes uyuyor. Benim ışığım sadece kendime yetiyor. Arkadaşlarıma da ışık vermek, geceyi biraz aydınlatmak istiyorum. Nasıl yapabilirim?' Bilge Baykuş, derin düşündü. 'Lumi,' dedi yumuşak bir sesle, 'Senin ışığın zaten bir hediye. Ama onu paylaşmanın sırrı, onu sevgiyle büyütmekte yatıyor. Ormanın kalbinde, 'Paylaşım Çiçeği' denen nadir bir çiçek var. Onun çiy tanelerinden birini içersen, belki ışığın daha da güçlenip yayılabilir. Ama yol uzun ve biraz karanlık.' Lumi'nin gözleri parladı. 'Deneyeceğim!' diye heyecanla cevap verdi.

Lumi, yolculuğuna cesaretle başladı. Işığı, önündeki yolu aydınlatıyordu. Önce, karanlıkta ağlayan küçük bir tavşan yavrusu gördü. Annesini kaybetmişti. Lumi hemen yanına gitti. 'Korkma,' dedi, 'Işığımı seninle paylaşırım, anneni birlikte buluruz.' Lumi, tavşan yavrusunun önünde uçarak ona yol gösterdi. Onun minik ışığı, tavşanın gözyaşlarını kuruttu ve sonunda annesine kavuşmalarını sağladı. Bu iyiliği yaptıktan sonra Lumi, ışığının biraz daha parladığını hissetti. Sevginin onu güçlendirdiğini anladı.
Yoluna devam ederken, bir sonraki engel bir dereydi. Su çok hızlı akıyordu ve üzerinden geçecek köprü yoktu. Karşı kıyıda, Paylaşım Çiçeği'nin parıldadığını görebiliyordu! Tam umutsuzluğa kapılırken, biraz önce yardım ettiği tavşan ailesi ve diğer orman sakinleri - bir kirpi, bir sincap - yanına geldi. 'Sen bize yardım ettin, şimdi sıra bizde!' dediler. Birlikte, nehrin üzerine küçük taşlardan bir geçit kurdular. Lumi, onların bu nezaketi karşısında çok duygulandı ve ışığı bir kez daha, biraz daha güçlü parladı. İşbirliğinin gücünü öğrenmişti.
Nihayet, Paylaşım Çiçeği'nin önüne geldi. Çiçek, gümüşi yaprakları ve içinde ışıl ışıl parlayan bir çiy damlasıyla inanılmaz güzeldi. Lumi, damlayı içtiği an, vücudu yoğun ama sıcak bir enerjiyle doldu. Işığı öyle parlak bir hale geldi ki, etrafındaki küçük çayır, güneşli bir gündüz gibi aydınlandı! Çiçek fısıldadı: 'Işığın hep içindeydi, Lumi. Sen onu sevgi ve yardımla besledin. Şimdi onu tüm kalbinle paylaşabilirsin.' Lumi, mutlulukla kanat çırparak ormana geri döndü.
Lumi ormana geri döndüğünde, artık küçük bir nokta değil, minik bir ay gibi parlıyordu. Işığı, ağaçların arasından süzülerek tüm ormanı yumuşak, altın bir aydınlıkla yıkadı. Bu ışık, uyuyan hayvanları uyandırmadı, onları rahatsız etmedi. Sadece karanlığı korkutucu olmaktan çıkardı. Tavşanlar yıldızları seyretmeye başladı, kirpiler gece pikniği yaptı, baykuşlar şarkı söyledi. Orman, Lumi'nin paylaştığı bu sihirli ışık sayesinde, geceleri de sevgi dolu, huzurlu ve keyifli bir yere dönüştü. Lumi, en yüksek dala kondu ve mutlulukla parlayarak, artık gecenin de ne kadar güzel olabileceğini herkese gösterdi. Her küçük iyilik, karanlığı aydınlatabilirdi.