
Çok ama çok yükseklerde, bulutların üstünde, gökkuşağının tam ucunda minik bir bulut ev vardı. Bu evde Pamuk adında turuncu tüylü, sevimli mi sevimli bir kedi yaşardı. Pamuk'un en sevdiği şey uyumaktı. Sabahları güneş ışığı yanaklarını okşadığında, öğlenlerde bulutlar üzerinde süzüldüğünde, akşamları yıldızlar parıldamaya başladığında... her zaman uyuyordu. Diğer bulut kedileri oyun oynar, bulut toplarıyla dans ederken, Pamuk mışıl mışıl uyumaya devam ederdi.

Bir gün, Gökkuşağı Ülkesi'nin Bilge Baykuşu, Pamuk'u ziyarete geldi. 'Sevgili Pamuk,' dedi bilge baykuş, 'gökkuşağının renkleri soluyor. Senin görevin gökkuşağını parlak tutmak için renk toplarıyla oynamaktı, ama sen hep uyuyorsun.' Pamuk mahcup mahcup esnedi. 'Ama uyumak çok güzel,' diye mırıldandı. Baykuş, 'Eğer gökkuşağı tamamen solursa, bulut evin de yok olur. O zaman uyuyacak yerin kalmaz,' diye uyardı. Pamuk bunu duyunca gözleri faltaşı gibi açıldı.

Pamuk, ilk defa uykusundan vazgeçerek bir şeyler yapmaya karar verdi. Önce kırmızı renk topunu aradı. Ama renk topları saklanmayı çok severdi! Kırmızı top, sabah bulutlarının arkasına saklanmıştı. Pamuk, 'Yoruldum,' diye düşündü ve uyumak istedi. Ama sonra bulut evini hatırladı. Yavaşça süründü ve kırmızı topu buldu. Topu gökkuşağının ucuna yerleştirdiğinde, kırmızı şerit hemen parıldamaya başladı!

Sıra turuncu topu bulmaya gelmişti. Pamuk kendi turuncu tüylerine baktı ve 'Belki de turuncu top benim gibi uyumayı seviyordur,' diye düşündü. Gerçekten de turuncu top, en sıcak öğle bulutunun üzerinde uyuyordu! Pamuk yavaşça yaklaştı ve topu uyandırmadan almayı başardı. Turuncu şerit de gökkuşağında ışıldamaya başlayınca, Pamuk biraz daha enerjik hissetti.

Sarı top, güneş ışınlarının arasında dans ediyordu. Pamuk, 'O kadar yükseğe nasıl çıkacağım?' diye düşünürken, bir rüzgar bulutu onu sırtına aldı. 'Uyuyan kedi uyanmış!' diye şaşırdı rüzgar bulutu. Pamuk sarı topu yakaladığında, gökkuşağı üç renkle ışıldıyordu artık. Yeşil top orman bulutlarında saklanıyordu. Mavi top mavi göl bulutunda yüzüyordu. Lacivert top gece bulutlarıyla saklambaç oynuyordu. Mor top ise çiçek bulutlarının arasındaydı.

Her renk topunu buldukça Pamuk daha da heyecanlanıyordu. Artık uykusu bile gelmiyordu! En zoru mor topu bulmaktı, çünkü mor top en utangaç olanıydı. Pamuk, 'Lütfen çık,' diye yalvardı çiçek bulutlarının arkasına saklanan mor topa. 'Gökkuşağımız senin rengin olmadan tamamlanmaz.' Utangaç mor top yavaşça ortaya çıktı. Pamuk tüm renk toplarını gökkuşağının yerlerine yerleştirdiğinde, gökyüzü rengarenk parıldıyordu!
Gökkuşağı eskisinden daha parlak, daha güzel ışıldıyordu. Bilge Baykuş tekrar geldiğinde, 'Aferin Pamuk!' dedi gururla. 'Artık gökkuşağının en çalışkan bekçisi sensin.' Pamuk gülümsedi. 'Çalışmak da güzelmiş,' dedi. 'Ama biraz da uyumak gerek.' Bilge Baykuş gülerek, 'Elbette,' dedi. 'Dinlenmek de önemli. Ama artık biliyorsun ki, bazen uyanık olup dünyayı güzelleştirmek de harika bir his.'
O günden sonra Pamuk hem uyumaya hem de gökkuşağını parlak tutmaya devam etti. Bazen diğer bulut kedilerine renk toplarını nasıl bulacaklarını öğretti. Bazen de minik bir çocuk yerde gökkuşağını gördüğünde, Pamuk yukarıdan gülümseyerek ona bakardı. Artık uykuyu da, çalışmayı da, oyunu da seviyordu. Çünkü öğrenmişti ki; denge içinde yaşamak, tıpkı gökkuşağı gibi, hayatı rengarenk ve güzel kılıyordu.