
Bir zamanlar, güneşin sıcacık öptüğü, rengarenk çiçeklerle dolu bir kasabada, Bay Işık adında özel bir adam yaşardı. Bay Işık'ın en büyük sırrı, gölgesiydi. Diğer insanlar gibi siyah, uzun bir gölgesi yoktu. Onun gölgesi, sanki güneş ışığından örülmüş gibi, hafifçe parıldayan altın rengi bir lekeydi. Ama bir sabah, Bay Işık uyandığında, yataktan kalkıp aynanın karşısına geçtiğinde çok şaşırdı. Gölgesi yoktu! Daha da tuhafı, parmaklarını aynaya doğru uzattığında, onları neredeyse görebiliyordu. Yavaş yavaş, tıpkı bir buz küpünün erimesi gibi, Bay Işık şeffaflaşmaya başladı! Artık neredeyse cam gibi görünüyordu. İç organları değil, sadece hafif bir buğu, bir su damlası izlenimi veriyordu. İlk başta korktu, ama sonra düşündü: 'Belki de gölgemi bulursam, eski halime dönerim.' Hemen en sevdiği şapkasını taktı (şapka hala görünüyordu, neyse ki!) ve sırt çantasını aldı.

Bay Işık, ilk olarak gölgesini en son gördüğü yere, kasabanın büyük çınar ağacının altındaki banka gitti. Dün öğleden sonra burada kitap okurken, gölgesi ağacın dalları arasında dans ediyordu. Bankta oturan yaşlı Bayan Lale'ye sordu: 'Gölgemi gördünüz mü, Bayan Lale?' Bayan Lale, sesin geldiği yere baktı, biraz şaşırdı, ama Bay Işık'ın sesini tanıdı ve gülümsedi. 'Ah, sevgili Bay Işık, seni neredeyse göremiyorum! Gölgeni görmedim, ama dün rüzgar biraz hırçındı. Belki rüzgar onu uçurmuştur? Neden çiçek tarlasına bakmıyorsun? Orada kaybolan her şey ortaya çıkar.' Bay Işık teşekkür etti ve rengarenk lalelerle, nergislerle dolu tarlaya doğru yürüdü. Şeffaf olduğu için, arılar onun etrafında uçuşup şaşkın şaşkın vızıldıyordu!

Çiçek tarlasında, gölgesini arayan Bay Işık, küçük Zeynep ile karşılaştı. Zeynep, sulama kovasıyla çiçekleri suluyordu. Neredeyse görünmez olan Bay Işık'ı fark etmedi ve üzerine su sıçrattı! 'Amanın! Özür dilerim Bay... Bay Işık? Sizi neredeyse göremedim!' Zeynep şaşkındı. Bay Işık gülümseyerek (Zeynep onun gülümsemesinin hafif bir ışık yaydığını fark etti) durumu anlattı. Zeynep hemen yardım etmek istedi. 'Belki gölgeniz saklambaç oynuyordur! En iyi saklambaççı benim, gelin sizi kasabanın her köşesinde arayalım.' Birlikte çarşı meydanına gittiler. Şeffaf Bay Işık, insanların arasından geçerken kimse onu fark etmiyor, sadece hafif bir serinlik hissediyordu. Zeynep, 'Gölge! Gölge neredesin?' diye sesleniyordu.
Meydanda arama sonuç vermeyince, Zeynep aklına parlak bir fikir geldi. 'Bay Işık, siz şeffaf olduğunuz için, belki de gölgeniz sizi göremiyordur! Sizi daha görünür yapmalıyız!' Hemen kasabanın sanat atölyesine koştular. Orada, ressam Amca Renk, tuvallerine gökkuşağı resmediyordu. Durumu dinleyen Amca Renk, 'İlginç!' dedi. 'Gölge, ışığın yokluğudur. Ama senin gölgen ışıktan yapılmış. Belki de kaybolmadı, sadece dağıldı. Onu toplamak için biraz yardıma ihtiyacın var.' Amca Renk, Bay Işık'a birkaç fırça darbesiyle, toz halindeki özel, parlak boyadan serpti. Bu boya, Bay Işık'ın hatlarını hafifçe görünür kıldı, ama hala şeffaftı. 'Şimdi,' dedi Amca Renk, 'ışık nereye gider? En çok nerede toplanır?'
Hep birlikte, kasabanın en yüksek tepesindeki Güneş Saati'ne çıktılar. Burası, gün boyu güneşi en iyi alan yerdi. Tam öğle vaktiydi ve güneş tam tepedeydi. Bay Işık, Güneş Saati'nin tam merkezinde durdu. O anda, bir mucize oldu. Güneşin ışınları, Amca Renk'in serptiği parlak tozların üzerine vurdu ve minik, altın renkli kıvılcımlar gibi etrafa saçıldı. Bu kıvılcımlar, yavaş yavaş Bay Işık'ın ayaklarının dibinde toplanmaya başladı. Toplandıkça, şekil almaya başladılar. İnce, uzun, ışıldayan bir şekil... Bu, Bay Işık'ın kayıp gölgesiydi! Ama bu sefer sadece altın rengi değil, tüm gökkuşağının renklerini yansıtıyordu. Gölge, usulca Bay Işık'a doğru uzandı ve onun ayaklarına, sonra da tüm vücuduna yapıştı.
Gölgesi geri döner dönmez, Bay Işık'ın şeffaflığı yavaş yavaş azalmaya başladı. Tekrar normal, sevimli, opak bir insan oldu! Ama bir farkla: Artık gölgesi, sıradan bir siyah gölge değildi. Işığa göre değişen, bazen altın, bazen mavi, bazen de mor renklerde parlayan, canlı bir gölgeydi. Zeynep sevinçle zıpladı. 'Gölgeniz daha da güzel olmuş!' Bay Işık, Zeynep'e, Amca Renk'e ve yardım etmek isteyen herkese sarıldı. O gün, çok önemli bir ders öğrenmişti: Kaybolduğunuzda, gerçek dostlarınız sizi görünür olmasanız bile bulur ve size ışık olur. Ve bazen, kaybolmak, bizi daha özel, daha renkli kılan bir maceraya dönüşebilir. Kasabada, artık rengarenk gölgeli adamın hikayesi anlatılır oldu. Bay Işık ise, bir daha asla gölgesini kaybetmedi, çünkü onun artık sadece bir gölgesi değil, en parlak arkadaşı vardı.