
Çok ama çok uzaklarda, mavi dağların eteğinde, küçük bir kasaba varmış. Bu kasabanın adı 'Güneşin İlk Öpücüğü Kasabası'ymış. Bu ismi, çok özel bir nedenden dolayı almış. Çünkü bu kasabada her şey, her sabah güneş doğduğunda, tamamen sıfırdan başlarmış! Evet, yanlış duymadın. Kasabadaki boyalar solar, oyuncaklar biraz tozlanır, bahçeler biraz dağınık olurmuş günün sonunda. Ama ertesi sabah, güneşin ilk ışıkları tepedeki dev çanı 'Ding Dong!' diye çalınca, her şey taptaze, yepyeni, tertemiz olurmuş. Duvarlar parlak boyalı, çiçekler tomurcuk halinde, fırından yeni çıkmış ekmek gibi mis kokulu bir başlangıç olurmuş her gün.

Kasabanın en meraklı çocuğu, adı Zeren olan bir kız çocuğuymuş. Zeren, bu sıfırdan başlama olayını çok sever, ama aklına bir soru takılırmış hep: "Dün öğrendiklerim, oynadığım oyunlar, yaptığım resimler ne oluyor? Hepsi siliniyor mu?" Bir sabah, cesaretini toplayıp, kasabanın bilge kişisi olan Rüzgar Dede'ye gitmiş. Rüzgar Dede, kasabanın girişindeki büyük meşe ağacının dallarında yaşarmış. Zeren, "Rüzgar Dede," demiş, "Her şey sıfırdan başlıyorsa, dünkü güzel anılarımız, öğrendiklerimiz nereye gidiyor?" Rüzgar Dede, sakalını sıvazlayıp gülümsemiş. "Ah, küçük Zeren," demiş, "Onlar hiçbir yere gitmiyor. Sadece kasabanın kalbine, 'Anı Bahçesi'ne saklanıyorlar. Her akşam, gün batımı rüzgarı, günün tüm güzelliklerini, öğrenilenleri, kahkahaları toplayıp, kasabanın ortasındaki görünmez bahçenin toprağına ekiyor. Sabah sıfırdan başlamamızın sebebi, o bahçede yeni tohumlar için yer açmak."

Zeren, bu cevabı duyunca çok heyecanlanmış. Rüzgar Dede, ona özel bir dürbün vermiş. "Buna 'Yürek Gözü Dürbünü' denir. Bununla Anı Bahçesi'ni görebilirsin," demiş. Zeren, dürbünü gözüne tutup kasabanın meydanına bakmış. Vay canına! Orada, rengarenk ışıklardan, müzik notalarından ve gülücük şeklinde çiçeklerden oluşan harika bir bahçe görmüş! Her çiçeğin üzerinde küçük bir görüntü varmış: Dün arkadaşı Kaya'nın yaptığı kumdan kale, kendi çizdiği gökkuşağı, annesinin anlattığı masal... Hepsi oradaymış! Rüzgar Dede anlatmış: "Bak, her gün sıfırdan başlıyoruz, çünkü her gün yeni bir fırsat. Dün yapamadığın şeyi bugün deneyebilirsin. Dün kırdığın kalbi bugün tamir edebilirsin. Dünkü bahçe, bugünkü güzel kokular için gübre oluyor. Aslında hiçbir şey kaybolmuyor, sadece dönüşüyor ve büyümene yardım ediyor."
O günden sonra Zeren, her sabah uyandığında daha büyük bir heyecanla güne başlarmış. Çünkü biliyormuş ki, bugün yapacağı her iyilik, öğreneceği her yeni şey, Anı Bahçesi'nde bir çiçek daha açtıracak. Bir gün, arkadaşı Kaya, bisiklet sürmeyi öğrenirken düşmüş ve dizini acıtmış. Ertesi sabah, her şey sıfırdan başlayınca, dizindeki yara izi de yok olmuş. Kaya biraz üzülmüş, "Demek ki dünkü cesaretimin kanıtı da gitti," demiş. Zeren hemen dürbününü çıkarmış ve Kaya'ya vermiş. Kaya dürbünden bakınca, Anı Bahçesi'nde, üzerinde dün düşüp hemen kalktığı anın görüntüsü olan, parlak kırmızı bir cesaret çiçeği görmüş! İkisi de çok sevinmiş. Anlamışlar ki, dışarıdaki izler silinebilir, ama yüreklerdeki başarılar ve öğrenilenler hep kalıcıymış.
Zeren, bu büyük sırrı tüm kasaba çocuklarıyla paylaşmaya karar vermiş. Onlara dürbünü göstermiş ve Anı Bahçesi'ni anlatmış. Artık Güneşin İlk Öpücüğü Kasabası'ndaki her çocuk, her sabah sıfırdan başlamanın bir ceza değil, bir armağan olduğunu biliyormuş. Dün yanlış yaptıysan, bugün düzeltme şansın var. Dün utandıysan, bugün cesaret etme şansın var. Kasaba halkı, her akşam gün batımında, günün güzel anılarını düşünerek, onları Anı Bahçesi'ne gönderiyormuş. Ve her sabah, güneşin ilk öpücüğüyle birlikte, tertemiz bir sayfa açılıyormuş önlerinde. Zeren, penceresinden her sabah doğan güneşe bakıp gülümsüyormuş. "Hoş geldin yeni gün!" diyormuş. "Bugün seninle neler ekebiliriz Anı Bahçemize?" Ve böylece, her şeyin her sabah sıfırdan başladığı kasabada, en güzel anılar birikmeye, en tatlı çiçekler açmaya devam ediyormuş. Çünkü asıl önemli olanın, dünü unutmak değil, ondan öğrenip bugüne yeni bir sevgi ve merakla başlamak olduğunu öğrenmişlerdi.