
Maviş Denizi'nin kıyısındaki küçük bir köyde, yüreği denizler kadar geniş bir çocuk yaşardı. Adı Deniz'di ve her sabah uyandığında, göğsünün tam ortasında hafifçe ışıldayan, minik bir pusula hissederdi. Bu, onun kalbiydi ve her zaman en doğru yönü gösterirdi. Deniz'in büyükbabası, bir zamanlar kaptanmış ve ona şöyle demişti: 'Oğlum, bazı insanların kalpleri pusula gibidir. Sen de onlardan birisin. Kalbinin gösterdiği yoldan git, asla yanılmazsın.'

Bir gün, köydeki balıkçılar endişeyle toplandı. 'Denizin en güzel incisi kayboldu!' dedi yaşlı balıkçı. 'O incimiz olmadan, denizlerimizdeki denge bozulacak. Onu bulan, Maviş Denizi'nin koruyucusu ilan edilecek.' Herkes aramaya başladı ama nereye bakacaklarını bilemiyorlardı. Deniz, göğsündeki pusulanın daha hızlı atmaya başladığını hissetti. Kalbi, onu denize doğru çağırıyordu. Küçük teknesine atlayıp, 'Ben bulacağım!' diye seslendi.

Deniz açıldıkça, kalbinin pusulası daha da parladı. Önce, yönünü şarkı söyleyen yunuslara çevirdi. 'Yunus kardeşler,' dedi Deniz, 'kayıp inciyi gördünüz mü?' Yunuslar neşeyle zıplayıp, 'Güneydeki Mercan Ormanı'na bak!' diye şarkı söylediler. Kalbinin pusulası da güneyi gösteriyordu. Deniz teşekkür edip yoluna devam etti. Yolda, üzgün görünen bir deniz kaplumbağası gördü. 'Tosun Amca, neden üzgünsün?' diye sordu. 'Ayaklarıma dolanan bir deniz yosunu beni yavaşlatıyor,' diye iç çekti yaşlı kaplumbağa.

Deniz, hemen kaplumbağanın ayaklarındaki yosunları özenle çözdü. Tosun Amca minnettarlıkla, 'Teşekkür ederim küçük denizci. Biliyor musun, kayıp inciyi gece ay ışığında parıldarken gördüm. Doğudaki Işık Mağarası'ndaydı.' Kalbinin pusulası bu kez doğuyu gösterdi. Ama Deniz acele etmedi. Önce, yorulan kaplumbağaya bir süre eşlik etti. Kalbi, yardım etmenin de doğru yol olduğunu söylüyordu. Sonra, pusulasının gösterdiği doğu yönüne doğru yeniden yelken açtı.

Işık Mağarası'na vardığında, içeriden yumuşak bir ışık yayılıyordu. Ama mağaranın girişi, karmaşık mercan labirentleriyle doluydu. Deniz içeri girmeye çalıştığında, kalbinin pusulası aniden karışık yönler göstermeye başladı. 'Ne oluyor?' diye düşündü. O sırada, küçük bir mürekkep balığı belirdi. 'Buraları çok iyi bilirim,' dedi mürekkep balığı. 'Sen bana yardım etmek için durdun, şimdi ben de sana yardım edeceğim.' Mürekkep balığı, en kısa yolu gösterdi ve Deniz mağaranın derinliklerine ilerledi.

Mağaranın en derininde, yumuşak bir ışıkla parlayan inciyi buldu. Ama inci, minik bir denizatının yanında duruyordu. Denizatı üzgün görünüyordu. 'Bu inci, benim en iyi arkadaşım deniz yıldızını iyileştirebilir,' dedi küçük denizatı. 'O hasta yatıyor.' Deniz'in kalbi hızla çarptı. Pusula, önce inciyi, sonra mağaranın dışını gösteriyordu. Deniz, 'Önce deniz yıldızını iyileştirelim,' dedi. 'Sonra inciyi köye götürürüz.' İnciyi alıp, denizatını takip etti.
Deniz yıldızı, inciyle temas ettiğinde, rengi canlandı ve sağlığına kavuştu. Minik denizatı sevinçle zıpladı. 'Teşekkürler küçük denizci! Senin kalbin gerçekten de harika bir pusula. Çünkü sadece yön göstermekle kalmadı, doğru kararı vermeni de sağladı.' Deniz, vedalaşıp köye doğru yola çıktı. Dönüş yolunda, yardım ettiği tüm deniz canlıları onu uğurladı. Kalbinin pusulası, artık hep sıcak ve mutlu bir şekilde atıyordu.
Deniz köye döndüğünde, herkes sevinçle karşıladı onu. Kayıp inciyi getirmişti, ama asıl getirdiği şey daha değerliydi: Kalbinin pusulasının ona öğrettiği dersleri. 'Kalbinizin pusulası,' diye anlattı Deniz köylülere, 'sadece nereye gideceğinizi değil, nasıl bir insan olacağınızı da gösterir. Bazen yardım etmek, bazen sabretmek, bazen de paylaşmak en doğru yoldur.' O günden sonra, Maviş Denizi'nin koruyucusu ilan edilen Deniz, kalbinin pusulasını dinleyerek herkese rehberlik etti. Ve köydeki tüm çocuklar, kendi kalplerindeki pusulaları dinlemeyi öğrendi.