
Ali, dört yaşında meraklı ve yaramaz bir çocuktu. En sevdiği şey, annesi yeni aldığı kırmızı spor ayakkabılarıyla koşup zıplamaktı. Bir sabah, Ali ayakkabılarını giymek için eğildiğinde, sağ ayakkabısının dilinin kıpırdadığını fark etti. 'Vay canına!' diye mırıldandı. Sonra sol ayakkabı yavaşça, 'Günaydın Ali! Bugün çok eğleneceğiz, değil mi?' diye konuştu. Ali şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Ayakkabıları konuşuyordu! Kırmızı ayakkabılar, büyük, sevimli gözleri ve kocaman gülümsemeleriyle canlanmıştı. 'Biz Kırmızı ve Kankasıyız!' diye tanıştırdılar kendilerini. 'Seninle oynamak için sabırsızlanıyoruz!' Ali önce biraz korktu ama ayakkabıların neşeli sesleri onu rahatlattı. 'Peki, neler yapabiliriz?' diye sordu Ali. Sağ ayakkabı, 'Önce odanı toplamalısın, sonra dışarı çıkıp maceraya başlarız!' diye yanıtladı. Ali, konuşan ayakkabıların sözünü dinleyerek oyuncaklarını toplamaya başladı.

Odanı topladıktan sonra, Ali konuşan ayakkabılarıyla birlikte bahçeye çıktı. Ayakkabılar, 'Hadi zıplayalım!' diye bağırdı. Ali zıplamaya başladığında, ayakkabılar onu normalden daha yükseğe sıçrattı. 'Vuuu!' diye sevindi Ali. Sonra sol ayakkabı, 'Şimdi de dans edelim!' dedi. Ali, ayakkabıların yönlendirmesiyle komik hareketler yaparak dans etti. Annesi pencereden bakıp gülümsedi. 'Ali bugün çok enerjik görünüyor,' diye düşündü. Ayakkabılar, Ali'ye bahçedeki çiçekleri sulamayı, kuşlara yem vermeyi ve hatta bir karınca yuvasını izlemeyi önerdi. Her aktivitede, ayakkabılar eğlenceli şarkılar söylüyor ve Ali'yi cesaretlendiriyordu. 'Harikasın Ali! Bak, ne kadar temiz hava alıyoruz,' dedi sağ ayakkabı. Ali, konuşan ayakkabıları sayesinde hem eğleniyor hem de yeni şeyler öğreniyordu.

Öğle vakti geldiğinde, Ali ve ayakkabıları biraz yorulmuştu. Eve döndüler ve mutfakta annesinin hazırladığı lezzetli yemeği yediler. Ayakkabılar, 'Mmm, bu yemek harika kokuyor!' diye fısıldadı. Ali gülerek, 'Siz yemek yiyemezsiniz ki!' dedi. Ayakkabılar, 'Ama kokusunu alabiliriz!' diye karşılık verdi. Yemekten sonra, Ali ayakkabılarını çıkardı ve onları kapının yanına yerleştirdi. Ayakkabılar, 'Bugün çok eğlendik, teşekkür ederiz Ali. Ama şimdi biraz dinlenmeliyiz,' dedi. Ali merakla, 'Yarın yine konuşacak mısınız?' diye sordu. Sağ ayakkabı, 'Eğer iyi bir çocuk olursan ve bizi temiz tutarsan, belki yine konuşuruz!' diye yanıtladı. Ali, ayakkabılarına söz verdi: onları her zaman temiz ve düzenli tutacaktı. O gece, Ali uykuya dalarken, ayakkabıların sessizce gülümsediğini hayal etti.

Ertesi sabah, Ali heyecanla ayakkabılarına koştu. Onları giydi ama ayakkabılar konuşmadı. Ali biraz hayal kırıklığına uğradı. Annesi, 'Haydi Ali, bugün parka gidiyoruz!' dedi. Ali dışarı çıktığında, ayakkabıların hâlâ sessiz olduğunu fark etti. Ama parkta koşmaya başladığında, ayakkabıların onu her zamankinden daha hızlı taşıdığını hissetti. Salıncakta sallanırken, ayakkabıların ona güven verdiğini düşündü. Belki de ayakkabılar sadece özel günlerde konuşuyordu, ama her zaman onunlaydılar. Ali, parkta yeni arkadaşlar edindi ve onlarla top oynadı. Ayakkabılar, Ali'nin ayaklarında sıcak ve rahattı. Eve dönerken, Ali annesine, 'Anne, ayakkabılarım benim en iyi arkadaşım!' dedi. Annesi gülümseyerek, 'Öyleyse onlara iyi bakmalısın,' diye karşılık verdi. Ali, konuşan ayakkabıların sihrinin aslında kendi hayal gücünde ve neşesinde olduğunu anlamaya başladı.

Günler geçtikçe, Ali ayakkabılarının bir daha asla konuşmadığını fark etti. Ama onlarla geçirdiği o özel günü asla unutmadı. Ayakkabılarını her giydiğinde, onlara nazik davrandı ve temiz tuttu. Bir gün, Ali'nin küçük kız kardeşi Elif doğdu. Ali büyüdüğünde, ayakkabıları artık ona küçük geldi. Annesi, 'Bu ayakkabıları Elif'e verebiliriz,' dedi. Ali, ayakkabıları temizleyip kutusuna koydu. Elif ayakkabıları giydiğinde, Ali ona konuşan ayakkabıların hikâyesini anlattı. Elif'in gözleri parladı. Belki de ayakkabılar, Elif için de konuşurdu! Ali, büyüdüğünü ama hayal gücünün hâlâ canlı olduğunu hissetti. Konuşan ayakkabılar, ona eğlence, sorumluluk ve paylaşmanın önemini öğretmişti. Ve her çocuğun, kendi sihirli ayakkabılarına sahip olabileceğini düşündü.