
Kuzey Rüzgarı Dağı'nın en yumuşak tepesinde, minik bir kar tanesi dünyaya gözlerini açtı. Adı Lina'ydı. Diğer kar taneleri gibi o da havada dans ederek yeryüzüne inmişti. Ama Lina biraz farklıydı. O, sürekli etrafını merakla izliyor, 'Neden hep soğuk olmak zorundayız?' diye soruyordu. Bir gün, yaşlı ve bilge bir kar tanesi olan Buzdede ona şöyle dedi: 'Sevgili Lina, biz kar tanelerinin ömrü kışla sınırlıdır. Bahar geldiğinde hepimiz eriyip su oluruz, sonra gökyüzüne çıkıp tekrar kar tanesi oluruz.' Lina bunu duyunca çok şaşırdı. 'Ama ben erimek istemiyorum!' diye mırıldandı. O gece, rüyasında rengarenk çiçeklerin açtığı, kuşların şarkı söylediği sıcacık bir yer gördü. Uyandığında kararını vermişti: Baharı bulacak ve kıştan kaçacaktı!

Ertesi sabah, Lina usulca kayarak yola koyuldu. İlk önce, parlak tüyleri olan Dost Karga Kamil'e rastladı. 'Nereye gidiyorsun küçük kar tanesi?' diye sordu Kamil. Lina, 'Kıştan kaçıp baharı arıyorum!' dedi heyecanla. Kamil kıkırdadı: 'Bahar daha çok uzak, güneye doğru gitmelisin. Ama dikkat et, güneş seni eritebilir.' Lina teşekkür edip yola devam etti. Yolda, kocaman kürklü Ayı Tontiş'le karşılaştı. Tontiş kış uykusundaydı ama Lina'nın hafif fısıltısıyla uyandı. 'Merhaba küçük dostum, neden buradasın?' diye mırıldandı uykulu gözlerle. Lina hikayesini anlatınca, Tontiş yumuşak bir sesle: 'Bahar güzel ama kış da kendine has güzelliklere sahip. Bak, şu buz sarkıtları nasıl da parlıyor!' dedi. Lina baktı, gerçekten de buz sarkıtları güneşte gökkuşağı gibi parlıyordu. Ama yine de içindeki bahar özlemi dinmemişti.

Lina yoluna devam ederken, aniden hava ısınmaya başladı. Kendini giderek daha hafif hissediyordu. Korkuyla, küçük bir su damlasına dönüştüğünü fark etti! Panik içinde, yakındaki bir dereye düştü. Suyun içinde süzülürken, neşeli bir Balık Ailesi gördü. 'Merhaba yeni arkadaş!' diye seslendi turuncu bir balık. 'Suyun içinde yolculuk etmek harika, değil mi?' Lina ağlamaklı bir sesle, 'Ama ben kar tanesi Lina'ydım, şimdi su damlası oldum!' dedi. Balıklar onu teselli etti: 'Endişelenme, su olmak da güzel! Bizimle beraber şelalelerden atlayabilir, göllerde yüzebilirsin.' Lina biraz oynadıktan sonra, suyun içinde yolculuğun da eğlenceli olabileceğini fark etti. Derken, güneş onu ısıttıkça buharlaşmaya başladı ve gökyüzüne doğru yükseldi!
Gökyüzünde, Lina şimdi minik bir bulut parçası olmuştu. Etrafında diğer bulutlar vardı. Onlara hikayesini anlattı. Yaşlı bir bulut, 'Ah küçük Lina, sen döngünün bir parçasısın!' dedi. 'Biz bulutlar, yağmur veya kar olarak yeryüzüne ineriz. Sonra tekrar buharlaşır, gökyüzüne çıkarız. Her form güzeldir.' Lina bulutlarla birlikte gökyüzünde süzülürken, aşağıdaki dünyayı izledi. Karla kaplı dağları, erimeye başlayan nehirleri ve ilkbahar çiçeklerinin açtığı vadileri gördü. O anda anladı: Bahar zaten gelmekteydi, ama onun kıştan 'kaçmasına' gerek yoktu. Çünkü her mevsim kendi güzelliğine sahipti ve o, bu muhteşem döngünün bir parçasıydı. Üstelik şimdi bulut olarak, bahar yağmuru olup çiçeklere hayat verebilirdi!
Bir süre sonra hava soğudu ve Lina tekrar bir kar tanesine dönüştü! Yavaşça, yumuşacık bir şekilde, tam da bahar çiçeklerinin açtığı bir vadiye indi. Pembe kardelen çiçeklerinin üzerine kondu. Bir çiçek, 'Hoş geldin kar tanesi! Bize biraz su getirdiğin için teşekkür ederiz,' dedi. Lina mutluydu. Artık kıştan korkmuyordu, çünkü baharın onu beklediğini biliyordu. Her yıl, kışın son kar tanesi olarak düşecek, baharın ilk habercisi olacaktı. Ve böylece, Küçük Kar Tanesi Lina'nın macerası, aslında bir kaçış değil, harika bir keşif yolculuğuna dönüşmüştü. O, mevsimlerin arkadaş olduğunu ve her birinin doğanın müziğinde kendi notası olduğunu öğrenmişti.