Küçük Mum'un Işık Hayali

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Küçük Mum'un Işık Hayali

Küçük Mum, bir kitapçının rafında parlak bir kırmızı kavanozun içinde yaşardı. Diğer mumlar gibi sadece doğum günü pastalarını veya romantik akşam yemeklerini aydınlatmak için yapılmamıştı. Onun kalbinde daha büyük bir hayal vardı: O, bir deniz feneri olmak istiyordu. Her gece, kitapçının penceresinden uzaktaki kayalıklarda yanıp sönen güçlü ışığı izler, 'Ben de o kadar büyük ve güçlü olsaydım, gemilere yol gösterirdim,' diye düşünürdü. Bir gün, kitapçı sahibi onu alıp, 'Bu mum, özel bir yere ait,' dedi ve onu bir kutuya koydu.

Kutu açıldığında, Küçük Mum kendini dalgaların şarkı söylediği bir sahil kasabasında buldu. Onu alan kişi, yaşlı bir deniz feneri bekçisiydi. Adam, 'Seni fenerin tepesine koyacağım, küçük dostum,' dedi gülümseyerek. Küçük Mum'un kalbi heyecanla çarptı. Ama fenerin içine çıktığında, devasa mercekler ve parlak ampuller gördü. Kendini çok küçük ve önemsiz hissetti. Bekçi onu büyük fener lambasının yanına, küçük bir nişe yerleştirdi. 'Burası senin yerin,' dedi. O gece, fırtına koptu. Büyük fener güçlü ışınlarını savururken, Küçük Mum'un titrek alevi neredeyse görünmüyordu. 'Ben hiçbir işe yaramıyorum,' diye üzüldü içinden.

Ertesi sabah, bekçi fenerin merdivenlerini temizlerken aniden ayağı kaydı ve düştü. Ayağı incinmişti ve kımıldayamıyordu. Güneş batarken, fenerin büyük lambası elektrik kesintisi yüzünden yanmadı! Karanlık çöktü ve uzaktan bir teknenin sis düdüğü duyuldu. Bekçi endişelendi, 'Gemiler kayalıklara çarpabilir!' O anda, Küçük Mum'un küçük alevi titreyerek parladı. 'Belki ben çok büyük değilim,' diye düşündü, 'Ama biraz ışık verebilirim.' Bekçi ona baktı ve yüzü aydınlandı. Hemen yanındaki büyük bir aynayı alıp, mumun ışığını denize doğru yansıttı.

Küçük Mum'un yansıyan ışığı, karanlıkta zayıf ama kararlı bir nokta olarak parlıyordu. Teknedeki kaptan, 'Bakın! Kayalıklarda bir ışık! Fener yanmıyor ama küçük bir sinyal var!' diye bağırdı. Işığı takip ederek güvenli bir şekilde yön değiştirdiler. Bekçi, 'İşte bu, küçük kahraman!' diye fısıldadı mum'a. Elektrik geri gelip büyük fener yandığında, herkes güvendeydi. Ertesi gün, kasaba halkı bekçiyi ve Küçük Mum'u kutlamaya geldi. Artık o, sadece bir mum değildi; o, 'Yedek Fener'in kalbiydi. Bekçi onun için özel bir cam koruma yaptı ve onu fenerin en görünür yerine koydu. Küçük Mum nihayet bir deniz feneri gibi hissediyordu, çünkü önemli olan boyut değil, yüreğindeki ışığı doğru yerde kullanmaktı.

O günden sonra, Küçük Mum her gece yanmaya devam etti. Büyük fener çalışırken bile, onun sıcak, samimi ışığı bekçiye arkadaşlık ederdi. Gemiciler, fenerin içindeki bu küçük, sürekli yanan ışığı bilir ve onu bir şans sembolü sayarlardı. Küçük Mum artık üzülmüyordu. Anlamıştı ki: Herkesin kendine özgü bir parlaklığı vardır. Kimi devasa bir kuleyi aydınlatır, kimi ise bir aynada yansıyarak karanlıkta umut olur. Önemli olan, elinden gelen en iyi şekilde parlamak ve başkalarına yol göstermek için çabalamaktı. Ve o, tam da bunu yapıyordu.

Ebeveyn Notu

Sevgili ebeveynler, bu masal, her çocuğun içindeki özel 'ışığın' değerini ve büyük olmanın tek yolunun fiziksel boyut olmadığını vurgular.

Masalın Mesajı

Sen de tıpkı Küçük Mum gibi, kendi ışığınla bir fark yaratabilirsin. Önemli olan büyük olmak değil, yüreğinle parlamak ve ihtiyacı olana yardım etmektir.

Sohbet Soruları

  • Küçük Mum neden kendini önemsiz hissetmişti?
  • Bekçi, mumun küçük ışığını nasıl güçlü hale getirdi?
  • Senin içindeki özel 'ışık' (yetenek veya iyi özellik) nedir?
  • Başka hangi küçük şeyler büyük yardımlar yapabilir?