Melodiyle Dans Eden Yel

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Melodiyle Dans Eden Yel

Uzaklarda, Yel Tepeleri denilen bir köy vardı. Bu köyde rüzgârlar hiç durmaz, sürekli eserdi. Bazen öyle şiddetli eserdi ki, çamaşırlar iplerden uçar, şapkalar gökyüzünde dans eder, kapılar şıngır şıngır ses çıkarırdı. Köyün çocuklarından Ali, bu rüzgârlarla baş etmenin bir yolunu bulmuştu. Her sabah koyunlarını otlatmaya götürürken yanına tahtadan yapılmış küçük bir flüt alırdı. Bir gün, rüzgâr yine çok sert eserken Ali flütünü çıkardı ve yavaş, sakin bir melodi çalmaya başladı. İlginç bir şey oldu: Rüzgâr, sanki müziği duymuş gibi yavaşladı ve Ali'nin etrafında dönmeye başladı.

Ali, flütüyle farklı melodiler çaldıkça rüzgârın da farklı davrandığını fark etti. Hızlı ve neşeli bir melodi çaldığında rüzgâr da hızlanıp yaprakları dans ettiriyor, yavaş ve hüzünlü bir melodi çaldığında ise rüzgâr usul usul esip çiçekleri okşuyordu. Köylüler bu durumu görünce hayretler içinde kaldılar. Artık fırtına uyarısı olduğunda Ali'yi çağırıyor, o da flütüyle rüzgârı yatıştırıyordu. Ali'ye 'Rüzgârı Eğiten Çoban' demeye başladılar. Ali ise rüzgârı eğitmediğini, sadece onunla arkadaş olduğunu ve müzikle konuştuğunu söylüyordu.

Bir sonbahar günü, köye alışılmadık bir misafir geldi: Minik bir yavru kuş, rüzgârın şiddetinden yuvasından düşmüş ve kanadını incitmişti. Ali, kuşu hemen aldı ve flütüyle yumuşak bir ninni çalmaya başladı. Rüzgâr bu müziği duyunca hemen yatıştı ve adeta bir battaniye gibi minik kuşun etrafını sardı. Birkaç gün içinde kuşun kanadı iyileşti, ama o artık Ali'den ayrılmak istemiyordu. Ali flüt çaldıkça kuş da ona eşlik ediyor, cıvıl cıvıl şarkı söylüyordu. İkisinin müziği o kadar güzeldi ki, rüzgâr artık onların bestelerine göre esiyordu.

Kış geldiğinde, Yel Tepeleri'ne alışılmadık derecede sert bir fırtına yaklaştı. Köylüler korku içinde evlerine kapandı. Ali ise flütünü ve minik kuş arkadaşını alıp tepenin en yüksek noktasına çıktı. Önce yavaş bir melodiyle başladı, sonra kuşun cıvıltılarına uyum sağlayarak daha güçlü bir müzik yarattı. Rüzgâr önce direndi, sertçe esti, ama Ali'nin müziğindeki dostluk ve barış mesajını duyunca yavaş yavaş sakinleşti. Fırtına, yerini hafif bir poyraza bıraktı. Köylüler evlerinden çıkıp Ali'yi tezahüratla karşıladılar. O günden sonra köydeki her çocuk bir enstrüman çalmayı öğrendi, çünkü anlamışlardı ki müzik sadece insanlar için değil, doğanın tüm unsurları için evrensel bir dildi.

İlkbahar geldiğinde Yel Tepeleri artık eskisinden farklı bir yerdi. Rüzgâr hâlâ esiyordu, ama artık köyün melodisine uyum sağlıyordu. Sabahları çocukların flüt sesleriyle uyanılıyor, akşamları ise rüzgârın taşıdığı ninnilerle uyunuyordu. Ali büyüdüğünde, köydeki herkesin müzikle içe yaşadığı bir okul kurdu. Minik kuş arkadaşı ise her dersin başlangıcını şarkısıyla duyuruyordu. 'Rüzgârı Eğiten Çoban' artık 'Müziği Yayın Çoban' olarak anılıyordu. Ve o tepelerden esen rüzgâr, bir daha asla korkutucu olmadı; çünkü artık herkes biliyordu ki, doğayla konuşmanın en güzel yolu, onun dilinde şarkı söylemekti.

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocuklara doğayla uyum içinde yaşamanın, sabrın ve müziğin evrensel dilinin önemini öğretiyor. Ali karakteri, problemleri şiddetle değil, yaratıcılık ve dostlukla çözmenin güzel bir örneğini sunuyor.

Masalın Mesajı

Doğayla uyum içinde yaşamak, onun dilini anlamakla mümkündür. Müzik ve sanat, evrensel bir dil olarak bizi doğayla ve birbirimizle bağlayabilir.

Sohbet Soruları

  • Ali neden flüt çalıyordu?
  • Rüzgâr Ali'nin müziğine nasıl tepki verdi?
  • Minik kuşun iyileşmesine ne yardım etti?
  • Köylüler fırtınadan nasıl korundu?
  • Siz olsaydınız doğayla nasıl iletişim kurardınız?