
Uzak bir galakside, Miyav Gezegeni adında özel bir yer vardı. Burada kediler sadece dört ayak üstünde yürümekle kalmıyor, aynı zamanda minik uzay gemileriyle yıldızlar arasında süzülüyorlardı. Gezegenin en meraklı kedisi Turuncu Tüy'du. Burnunu her şeye sokmayı seven, turuncu tüyleri güneş gibi parlayan bir kediydi. En büyük hayali ise evrenin en parlak yıldızını bulmaktı. Bir sabah, büyükannesinin sandığında eski bir uzay kaskı buldu. Kaskın üzerinde 'Yıldız Avcısı' yazıyordu. Büyükannesi gülümseyerek, 'Bu kask senin büyük büyük dedene aitti. O da senin gibi meraklıydı. Eğer yıldız avına çıkacaksan, yanına bilgeliğini almalısın,' dedi ve Turuncu Tüy'e minik bir uzay çantası verdi.

Turuncu Tüy, kaskını takıp çantasını sırtladı. Miyav Gezegeni'nin uzay limanına gitti. Limanda rengarenk uzay gemileri vardı: bazıları fare şeklinde, bazıları süt kutusu gibi, bazıları ise yumuşak yastıklardan yapılmıştı. Turuncu Tüy, mavi bir gemi seçti; çünkü bu gemi en hızlı mırıldanmayla uçuyordu. Gemiye binerken, en iyi arkadaşı Benekli Pati geldi. Benekli Pati, 'Seni yalnız bırakmam! Ben de yıldızları çok merak ediyorum,' dedi. İki kedi birlikte geminin kontrollerine oturdular. Turuncu Tüy düğmeleri incelerken, Benekli Pati yıldız haritasını açtı. Haritada parlayan bir nokta gösteriyordu: 'Kayıp Parlaklık' yazıyordu. Bu, efsanevi yıldızın adıydı!

Gemi, Miyav Gezegeni'nden havalandı ve yıldızların arasına dalıp gitti. Uzay, Turuncu Tüy'ün düşündüğünden daha renkliydi: mor bulutsular, pembe gezegenler ve yeşil kuyruklu yıldızlar vardı. Bir süre sonra, önlerinde dev bir toz bulutu belirdi. Bulutun içinden garip sesler geliyordu: 'Cıvıltı, cıvıltı!' Turuncu Tüy merakla camdan bakarken, buluttan minik, ışıklı yaratıklar çıktı. Bunlar Uçan Mırnavikler'di! Başlarındaki Mırnavik Kraliçesi, 'Merhaba küçük gezginler! Yolunu kaybettiniz mi?' diye sordu. Turuncu Tüy, Kayıp Parlaklık'ı aradıklarını söyledi. Kraliçe, 'O yıldız çok uzakta. Ama size yardım edebiliriz. Bizim ışığımız yolu aydınlatır,' dedi ve Mırnavikler geminin etrafında dans ederek parlak bir yol oluşturdular.
Mırnavikler'in ışıklı yolu, onları bir sonraki durağa götürdü: Müzik Gezegeni'ne. Bu gezegen dev bir davul gibi görünüyordu ve her adımda melodik sesler çıkarıyordu. Gezegende yaşayan Ritim Robotları, Turuncu Tüy ve Benekli Pati'yi görünce şarkı söylemeye başladı: 'Hoş geldiniz uzay kedileri, bilgelikle doldurun kalplerinizi!' Turuncu Tüy, büyükannesinin verdiği çantayı açtı. İçinden bir not çıktı: 'Gerçek parlaklık, paylaşmaktır.' Bunu okuyunca, Turuncu Tüy bir fikir buldu. Ritim Robotları'na, 'Sizinle yıldız ışığından bir şarkı paylaşmak ister misiniz?' diye sordu. Robotlar sevinçle kabul etti. Turuncu Tüy, çantasındaki özel bir taşı çıkardı; bu taş, Miyav Gezegeni'ndeki gün batımının ışığını saklıyordu. Taşı robotlara verdiğinde, robotlar muhteşem bir ışık senfonisi çalmaya başladı.
Müzik Gezegeni'nden ayrılırken, Ritim Robotları onlara bir hediye verdi: Işık Pırıltısı adında küçük bir kristal. 'Bu kristal, Kayıp Parlaklık'ı bulmanıza yardım edecek. Çünkü o yıldız, aslında kalplerdeki iyiliği yansıtır,' dediler. Turuncu Tüy ve Benekli Pati, kristali gemiye yerleştirdi. Kristal parlamaya başladı ve gemiye yeni bir yol gösterdi. Yol, onları galaksinin kenarına, sessiz bir boşluğa götürdü. Burada, küçük ve soluk bir yıldız vardı. İlk başta hayal kırıklığına uğradılar; çünkü yıldız pek parlak değildi. Ama Turuncu Tüy, büyükannesinin sözlerini hatırladı: 'Bilgeliğini yanına al.' Çantayı tekrar açtı ve içinden bir ayna çıktı. Aynayı yıldıza tuttu.
Ayna yıldızın ışığını yansıtınca, inanılmaz bir şey oldu: yıldız, Turuncu Tüy'ün turuncu tüylerinin rengini, Benekli Pati'nin beneklerini, Mırnavikler'in altın ışığını ve Ritim Robotları'nın müziğini içine çekti. Yavaş yavaş, yıldız parlamaya başladı! Önce pastel renklerde, sonra gökkuşağı gibi, en sonunda evrenin en parlak ışığına dönüştü. Kayıp Parlaklık aslında kayıp değildi; sadece paylaşılan iyilik ve dostlukla uyanmayı bekliyordu. Turuncu Tüy, 'Demek gerçek parlaklık buymuş! Onu biz yarattık,' diye mırıldandı. Yıldız, onlara minnettarlıkla parladı ve etrafa sevgi dolu ışınlar yaydı. Artık eve dönme zamanı gelmişti.
Turuncu Tüy ve Benekli Pati, Miyav Gezegeni'ne döndüklerinde herkes onları karşıladı. Büyükannesi, 'Gördün mü? En büyük macera, kalbinde başlar,' dedi. İki kedi, uzaydaki hikayelerini anlattı: Uçan Mırnavikler, Müzik Gezegeni ve Kayıp Parlaklık'ın nasıl parladığını. Diğer kediler hayranlıkla dinledi. O günden sonra, Miyav Gezegeni'ndeki her kedi bir şey öğrendi: Parlak olmak için uzaklara gitmeye gerek yoktu; sadece meraklı bir kalp, iyi bir arkadaş ve paylaşacak biraz sevgi yeterliydi. Turuncu Tüy, kaskını bir hatıra olarak sakladı ve her gece yıldızlara bakarken, evrenin onlarla nasıl güzelleştiğini düşündü. Belki bir gün başka bir maceraya çıkacaktı, ama şimdilik, sıcak bir kucakta mırıldanmak en güzeliydi.