
Gökyüzünün en yükseklerinde, rüzgarın bile usulca esip şarkı söylediği bir diyar vardı. Burası, Bulutlar Ülkesi'ydi. Burada her şey yumuşacık ve hafifti. Bir gün, küçük bulut Pamuk, arkadaşı Pırıltı ile oyun oynarken, uzaktan pembe, mor ve beyaz renklerde ışıltılar gördü. Merakla yaklaştıklarında, inanılmaz bir manzara ile karşılaştılar: Uçsuz bucaksız, kabarık kabarık, rengarenk bir tarla! Bu, Pamuk Şekeri Tarlası'ydı. Her bir pamuk şekeri topağı, bir çiçek gibi nazlı nazlı sallanıyor, mis gibi bir vanilya kokusu yayıyordu. Pamuk, heyecanla, 'Bunlar gerçekten yenir mi acaba?' diye sordu.

Tam o sırada, tarlanın bekçisi yaşlı Bilge Bulut Zephyr, sakalları rüzgarda dalgalanarak yanlarına geldi. 'Hoş geldiniz küçük bulutlar,' dedi gülümseyerek. 'Bu tarladaki pamuk şekerleri sadece tatlı değil, aynı zamanda sihirli. Onları yiyen bulut, bir dilek tutabilir. Ama unutmayın, dilekler sadece başkaları için iyilik istediğinizde gerçekleşir.' Pamuk ve Pırıltı, gözlerini kocaman açmış, büyülenmiş gibi dinliyorlardı. Zephyr, onlara nasıl nazikçe bir parça koparacaklarını gösterdi. Pamuk, minik bir pembe parça koparıp ağzına attı. Tadı, düşündüğünden çok daha hafif ve lezzetliydi! Hemen içinden bir dilek tuttu: 'Keşke tüm Bulutlar Ülkesi'ndeki arkadaşlarım da bu lezzeti tatsa.'

Pamuk'un dileği bitmez bir şekerleme yağmuruna dönüştü! Gökyüzünden minik, yumuşacık pamuk şekeri parçacıkları yağmaya başladı. Tüm bulutlar şaşkın ve sevinçle bu tatlı yağmurun altında dans etti, gülüşler gökyüzünü doldurdu. Pırıltı da bir parça koparıp, 'Ben de dilek tutmak istiyorum! Keşke bu güzel tarla hiç solmasa ve her zaman böyle güzel kalsa,' diye düşündü. Onun dileğiyle, pamuk şekeri çiçekleri daha da parlak renklere büründü ve etraflarında minik ışıltılar oluştu. İki küçük bulut, dileklerinin gücünü görünce çok mutlu oldu.
Ancak, ertesi gün Pamuk tarlaya baktığında bir şey fark etti. Bir köşedeki pamuk şekeri çiçekleri biraz solgun görünüyordu. Hemen Zephyr'e koştu. Bilge bulut, ciddi bir ifadeyle açıkladı: 'Bu tarla, sevgi ve neşe ile beslenir. Eğer sadece alır, karşılığında bir şey vermezsek, çiçekler solar. Onları canlandırmak için neşeli şarkılar söylememiz ve güzel hikayeler anlatmamız gerekir.' Pamuk ve Pırıltı, hemen tüm bulut arkadaşlarını topladı. Tarlanın etrafında bir halka oluşturup, en sevdikleri şarkıları söylemeye, birbirlerine komik hikayeler anlatmaya başladılar.
Bir süre sonra mucize gerçekleşti. Solan çiçekler, yavaş yavaş canlandı, renkleri tekrar parladı, hatta eskisinden daha kabarık oldular! Tüm bulutlar sevinçle alkış tuttu. Pamuk, 'Demek sihir sadece dileklerde değil, paylaşmakta ve birlikte neşe yaratmakta saklı,' diye düşündü. O günden sonra, Bulutlar Ülkesi'ndeki herkes sırayla Pamuk Şekeri Tarlası'nı ziyaret etti. Kimisi lezzetli bir parça koparıp dilek tuttu, kimisi de onu güzel şarkılarla ve kahkahalarla besledi. Tarla, asla bitmeyen bir neşe ve tatlılık kaynağı oldu. Pamuk ve Pırıltı ise, bu özel yerin en sadık bekçileri ve en neşeli ziyaretçileri olarak, her gün yeni maceralar yaşamaya devam ettiler.