
Pamuk adında beyaz tüylü, yeşil gözlü çok sevimli bir kedi varmış. Pamuk, Ayşe'nin evinde yaşarmış ve her sabah güneş pencereden içeri süzüldüğünde çok heyecanlanırmış. Çünkü güneşin geldiği yerde, siyah bir kedi belirirmiş! Bu siyah kedi, Pamuk ne yaparsa onu taklit edermiş. Pamuk kuyruğunu sallasa, o da sallarmış. Pamuk zıplasa, o da zıplarmış. Bir gün Pamuk merakla düşünmüş: 'Acaba bu siyah kedi benimle oyun mu oynamak istiyor?'

Pamuk, siyah kedinin peşinden koşmaya başlamış. Önce salona gitmiş, siyah kedi de hemen arkasından gelmiş. Sonra mutfağa kaçmış, siyah kedi de mutfağa girmiş. 'Harika bir saklambaç oyunu!' diye düşünmüş Pamuk. Ama ne zaman siyah kediyi yakalamaya çalışsa, siyah kedi hep tam onun ayaklarının altına saklanıyormuş. Pamuk biraz şaşırmış: 'Neden bu kedi hep benimle aynı hareketleri yapıyor? Neden hiç konuşmuyor? Belki de utangaçtır.'

Pamuk, siyah kediyi daha iyi tanımak için akıllıca bir plan yapmış. Önce yavaş yavaş yürümüş - siyah kedi de yavaş yürümüş. Sonra hızlı koşmuş - siyah kedi de hızlı koşmuş. Pamuk bir topu patisiyle itmiş, siyah kedi de aynısını yapmış! 'Vay canına!' demiş Pamuk. 'Bu siyah kedi benim her hareketimi kopyalıyor. Belki de aynadaki yansımam gibi bir şey?' Ama ayna çok farklıymış, çünkü aynada kendini görebiliyormuş.
Tam o sırada Ayşe içeri girmiş. Pamuk'un gölgesiyle oynadığını görünce gülümsemiş. 'Pamuk, seninle oynayan şey senin gölgen!' demiş Ayşe. 'Gölge, ışık bir şeyin önüne engel olunca oluşur. Sen ışığı engelliyorsun ve vücudunun şekli yere düşüyor.' Pamuk şaşkın şaşkın bakmış. Ayşe el fenerini alıp duvara tutmuş ve eliyle tavşan şekli yapmış. Pamuk'un gözleri büyümüş: 'Vay canına! Demek gölge oyunu böyle bir şey!'
Pamuk artık gölgesinin sırrını çözmüş. Ama bu onun oyununu daha da eğlenceli hale getirmiş! Artık bilerek komik şekiller yapıyormuş: Kambur durup dev gibi görünüyor, sonra gerinip uzuyor, bazen de daireler çizerek dans ediyormuş. Gölgesi de onu takip ediyormuş. En sevdiği oyun, güneş batarken uzayan gölgesini yakalamaya çalışmakmış. Gölgesi o kadar uzuyormuş ki, neredeyse odanın diğer ucuna kadar ulaşıyormuş!
Bir gün bulutlar güneşi kapatmış ve Pamuk'un gölgesi kaybolmuş. Pamuk önce üzülmüş. 'Arkadaşım nereye gitti?' diye miyavlamış. Ayşe onu kucağına almış: 'Merak etme Pamuk, gölgen sadece ışık olmadığı için görünmüyor. Işık geri gelince o da gelecek.' Ve haklıymış! Biraz sonra güneş tekrar çıkınca, siyah kedi arkadaşı da geri gelmiş. Pamuk sevinçle zıplamış: 'Demek ki sen hep benimlesin, sadece ışıkla birlikte ortaya çıkıyorsun!'
Pamuk artık gölgesiyle oynamanın en güzel yollarını keşfetmiş. Sabahları pencereden gelen güneşle dans ediyor, öğlenleri kısa gölgesiyle hızlı oyunlar oynuyor, akşamları da uzun gölgesiyle saklambaç oynuyormuş. Ayşe de bazen onlara katılıp gölge kuklalar yapıyormuş. Pamuk öğrendi ki, bazen en yakın arkadaşlarımız hep yanımızdadır, sadece onları farklı şekillerde görmeyi bilmemiz gerekir. Ve en önemlisi, hayal gücüyle en basit şeyler bile harika oyunlara dönüşebilirmiş!