
Leo, haritalara bayılan meraklı bir çocuktu. Odasının duvarları dünyanın her köşesinden haritalarla doluydu. Bir gece, sıradan bir harita çizerken uykuya daldı. O gece rüyasında, elinde sihirli bir kalemle uyandı. Kalem, havada çizdiği her çizgiyi gerçeğe dönüştürüyordu! Önünde, henüz hiçbir yerin işaretlenmediği büyük, boş bir parşömen vardı. Rüzgar, 'Haydi, Kaşif Leo, ilk izini bırak!' diye fısıldadı.

Leo, kalemiyle havada bir daire çizdi. Çizgi, parşömene yapışıp 'Gülen Güneş Tepeleri' yazısıyla parladı. Aniden, rüyasında, yemyeşil, çiçeklerle dolu, tepeler belirdi. Her çiçek, minik bir güneş gibi ışık saçıyordu. Leo, tepelerin haritasını çizerken, bir kelebek sürüsü gelip haritanın üzerine kondu. Kelebeklerin kanat izleri, haritada gizli yolları ortaya çıkaran özel işaretlere dönüştü.

Sonra, kalemini bir nehir gibi kıvrımlar çizmek için hareket ettirdi. 'Gökkuşağı Şelaleleri' yazdı. Su, gökkuşağının yedi renginde akmaya başladı ve şelalelerden düşerken müzik sesi çıkarıyordu. Leo, nehrin kaynağını bulmak için haritasında ilerledi. Kaynak, konuşan bir bulut çıktı! Bulut, 'Haritan doğru olsun diye beni de ekle!' dedi ve kendini haritada minik bir bulut simgesi olarak gösterdi.
Leo daha da cesaretlendi. Bu sefer, haritanın köşesine 'Uçan Kütüphane Adası'nı çizdi. Kitaplardan oluşan dev bir ağaç belirdi. Her yaprak bir hikaye sayfasıydı, her dal bir macera romanıydı. Kitapların arasından, gözlüklü bir sincap çıktı. 'Aaa, yeni bir kâşif!' dedi sincap. 'Senin haritanı tamamlamana yardım edebilirim. Ama önce, bu adanın en güzel yerini, Kahkahalar Köşkü'nü çizmelisin.'
Leo, sincabın dediği yeri, yani bir çikolata şelalesi ve sakız reçelli çayırların olduğu yeri çizdi. Burası, Kahkahalar Köşkü'ydü. Çizdiği anda, orada oynayan mutli hayvanlar belirdi. Harita artık canlanıyor, her yeni çizimle dünya daha da renkleniyordu. Sincap, Leo'ya bir dürbün verdi. 'Buna Bakış Dürbünü denir. Henüz çizmediğin güzel yerleri gösterir.'
Leo dürbünden baktı ve haritanın kenarında, 'Yıldız Tohumları Vadisi'ni gördü. Hemen orayı çizdi. Vadi, gece gökyüzünden düşen ve toprakta parlayan minik yıldızlarla doluydu. Her yıldızı haritasında bir nokta olarak işaretledi. Yıldızlar, onun haritasının en parlak takımyıldızını oluşturdu. Artık haritası neredeyse tamamdı, sadece bir gizli bölüm kalmıştı.
Sincap, Leo'ya fısıldadı: 'En önemli yer, senin kalbini koyduğun yerdir.' Leo düşündü ve haritanın tam ortasına, sihirli kalemiyle büyük, sıcak bir kalp çizdi. Kalbin içine 'Evim' yazdı. Çizdiği anda, tüm harita ışıl ışıl parladı. Rüya gezegeni, onun çizdiği her detayla titreşiyordu. Artık burası, onun yarattığı, sadece onun bildiği bir dünyaydı.
Tam o sırada, annesinin sesiyle uyandı: 'Leo, kahvaltı hazır!' Leo, yatağında oturmuş, elinde sıradan bir kurşun kalem varken gülümsedi. Odasındaki duvar haritalarına baktı. Belki de onlar da bir zamanlar birinin rüyasında çizilmişti? O günden sonra Leo, her haritaya bakışında, içinde saklı olan maceraları ve hayalleri gördü. Ve her gece, yastığının altında, rüyalarında gezmek için yeni bir boş parşömen sakladı.