Rüzgarın Fısıldadığı Tepede

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Rüzgarın Fısıldadığı Tepede

Yaz güneşinin altında parlayan, çiçeklerle bezeli bir tepe vardı. Bu tepeye 'Uçurtmaların Hiç İnmediği Tepe' derlerdi. Adı gibi, bu tepede uçurtmalar asla yere inmez, sürekli gökyüzünde dans eder gibi süzülürdü. Çocuklar, bu tuhaf ve büyülü olayı merak eder, tepeye çıkıp saatlerce uçurtmaları izlerdi. En çok da, küçük ve meraklı bir çocuk olan Deniz'i etkilemişti bu durum. Deniz, bir gün bu sırrı çözmeye karar verdi. Yanına en iyi arkadaşı, konuşkan bir sincap olan Cıvıltı'yı alarak, tepeye doğru yola koyuldu.

Tepeye vardıklarında, rüzgarın tatlı bir şarkı mırıldandığını duydular. Rüzgar, "Hoş geldiniz küçük kaşifler!" dedi yumuşak bir sesle. Deniz şaşırdı, çünkü daha önce hiç rüzgarın konuştuğunu duymamıştı. Rüzgar anlatmaya başladı: "Uzun zaman önce, bu tepe çok üzgündü. Çocuklar uçurtmalarını uçurur, sonra onları unutup giderlerdi. Uçurtmalar yalnız ve terkedilmiş hissederdi. Ben, Rüzgar, onlara arkadaş olmaya söz verdim. Onları asla yalnız bırakmadım, sürekli kanatlarının altında dolaşıp onları havada tutuyorum. Bu, onlara verdiğim bir söz."

Deniz, bu hikayeden çok duygulandı. "Ama," diye sordu, "uçurtmalar hiç yorulmuyor mu? Bazen dinlenmek isteyebilirler." Rüzgar gülümsedi (eğer rüzgar gülümseyebilseydi). "Ah, işte burası çok önemli!" dedi. "Her gece, ay ışığı tepemizi aydınlatırken, ben uçurtmaları yavaşça, en yumuşak çimenlerin üzerine indiririm. Onlar da usulca uykuya dalar. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, onları tekrar gökyüzüne kaldırırım. Siz insanlar uyurken, onların dinlenme vakti gelir. Bu, aramızdaki özel bir dans." Cıvıltı, kuyruğunu heyecanla sallayarak, "Yani sır bu mu?" diye cikladı.

Rüzgar devam etti: "Evet, ama bir sır daha var. Bu uçurtmalar sadece kağıt ve çubuklardan ibaret değil. Her biri, bir çocuğun bir dileğini taşıyor. İlk uçuruldukları anda, sahiplerinin en içten dileklerini rüzgara fısıldıyorlar. Ben de o dilekleri gökyüzüne doğru taşıyorum. Dilekler, yıldızlara ulaşınca gerçek olma şansı buluyor. Uçurtma yerde kalsa, dilek de yerde kalır. İşte bu yüzden, ben onları asla bırakmam." Deniz'in gözleri parladı. Acaba, yıllar önce dedesinin uçurduğu kırmızı uçurtmanın da bir dileği var mıydı?

Deniz, Rüzgar'a bir teklifte bulundu: "Peki, biz de sana yardım edebilir miyiz? Belki uçurtmaların bakımı için, ya da yeni dilekler toplamak için?" Rüzgar sevinçle dalgalandı. "Tabii ki! Sizden bir ricam var. Çocuklara anlatın: Uçurtmalarını uçurduktan sonra, onları asla unutmasınlar. Geri almaya gelsinler, onlara teşekkür etsinler. Çünkü her uçurtma, bir dilek taşıyan özel bir elçidir. Ve belki," diye fısıldadı, "eğer çok nazik ve sorumlu olurlarsa, bir gün kendi uçurtmalarının gece dinlenmesini izlemeye gelebilirler."

Deniz ve Cıvıltı, köye döndüklerinde herkese Rüzgar'ın mesajını ilettiler. Çocuklar, artık uçurtmalarını daha çok önemsiyor, uçurma zamanını bir kutlama gibi görüyor ve mutlaka geri almak için tepeye dönüyorlardı. Hatta, özel izinle bir gece, hep birlikte uçurtmaların ay ışığında nasıl usulca indiğini izlediler. O günden sonra, tepenin adı yavaş yavaş değişti. Artık ona 'Dileklerin ve Sözlerin Tepesi' diyorlardı. Çünkü orada, bir Rüzgar'ın verdiği sözün, uçurtmaları ve dilekleri nasıl koruduğunu öğrenmişlerdi. Deniz ise, her uçurtma uçurduğunda, dileğinin Rüzgar'ın kanatlarında yıldızlara ulaşacağını bilmenin huzuruyla gülümsüyordu.

Ebeveyn Notu

Bu masal, sorumluluk, söz vermek ve verilen sözleri tutmanın önemi, ayrıca doğaya ve eşyalara saygı göstermek hakkında.

Masalın Mesajı

Değer verdiğimiz şeylere karşı sorumluluk almak ve verdiğimiz sözleri tutmak, büyülü sonuçlar doğurabilir. Doğadaki her şeyin bir dengesi ve görünmeyen bir yaşamı olabilir.

Sohbet Soruları

  • Sence Rüzgar neden uçurtmalara verdiği sözü bu kadar önemsedi?
  • Bir uçurtmanın senin dileğini taşıdığını bilseydin, onu uçurduktan sonra nasıl davranırdın?
  • Deniz ve Cıvıltı'nın yerinde olsaydın, Rüzgar'a başka nasıl bir yardım teklif ederdin?