
Selin, bahçesinde oynarken en sevdiği rengarenk topunu yükseğe fırlattı. Top, güneşin altında gökkuşağı gibi parlıyordu. Ama o da ne? Aniden hafif bir rüzgar esti ve top, bahçenin çitlerinden aşıp arkasındaki gizemli ormana doğru yuvarlandı. 'Hayır, topum!' diye bağırdı Selin. Hemen peşinden koşmaya başladı. Ormana ilk kez girecekti. Ailesi 'Çok derinlere gitme' demişti hep. Ama topu çok seviyordu. Ormanın kenarına geldiğinde, topun parlak ışıklar saçarak ağaçların arasında kaybolduğunu gördü. Cesaretini toplayıp içeri adım attı.

Selin ormanda ilerlerken etrafındaki değişikliklere şaşırdı. Normal ağaçlar yerine, yaprakları parlak mavi ve mor renklerde olan ağaçlar vardı. Yerdeki çiçekler yumuşak bir ışık yayıyor, minik böcekler onların etrafında dans ediyordu. Birden, yolunun üzerinde konuşan bir mantar gördü! 'Merhaba küçük insan,' dedi mantar şapkasını eğerek. 'Adım Mantarcık. Buraya ilk kez geliyorsun galiba?' Selin biraz korkmuştu ama mantarın dostça sesi onu rahatlattı. Topunu kaybettiğini ve onu aradığını anlattı. Mantarcık, 'Sihirli topunu gördüm!' dedi heyecanla. 'O, Orman Koruyucusu'nun yanına gidiyor. Seni ona götüreyim.'

Mantarcık, Selin'i ormanın derinliklerine götürdü. Yolda, konuşan bir dereyle karşılaştılar. Dere, şarkı söyler gibi akıyordu: 'Benim adım Şırıltı, suyum berrak, içinde yıldızlar parlar!' Selin, deredeki suyun gerçekten de minik yıldızlar gibi parladığını görünce gözleri faltaşı gibi açıldı. Biraz ilerlediklerinde, renkli tüyleri olan kuşlar dallarda şarkı söylüyordu. Her kuşun şarkısı farklı bir renk yayıyordu havaya. Selin, 'Bu orman gerçekten sihirli!' diye fısıldadı. Mantarcık gülümsedi: 'Evet, ama sihri korumak için özen göstermek gerek. Orman Koruyucusu buna çok dikkat eder.'

Nihayet geniş bir açıklığa vardılar. Burası, dev bir gümüş ağacın olduğu bir yerdi. Ağacın altında, uzun pelerini ve dost yüzüyle Orman Koruyucusu oturuyordu. Elinde Selin'in rengarenk topu vardı! 'Merhaba Selin,' dedi Koruyucu yumuşak bir sesle. 'Topun bana geldi. O, bu ormanın sihrini hissetti ve seninle buraya gelmek istedi.' Selin şaşırdı: 'Topum sihirli mi?' Koruyucu gülümsedi: 'Hayır, ama bu ormandaki her şey biraz sihir taşır. Topun da bu sihri emdi. Bak!' Topu havaya attı. Top, gökkuşağı renklerinde ışıklar saçarak yavaşça döndü ve yere inmeden önce minik bir gökkuşağı oluşturdu.

Koruyucu, Selin'e ormanın sırlarını anlattı: Burası, doğanın sihirli olduğu ve tüm canlıların uyum içinde yaşadığı bir yerdi. Selin'in topu, ormana girdiğinde bu sihri hissetmiş ve Koruyucu'ya gelmişti. 'Topunu geri vereceğim,' dedi Koruyucu, 'ama bir şartla: Bu ormanın güzelliklerini ve sihrini koruyacağına söz vermelisin. Doğaya saygı göstermeli, çiçekleri koparmamalı, hayvanları üzmemelisin.' Selin hevesle başını salladı: 'Söz veriyorum! Zaten ben çiçekleri ve hayvanları çok seviyorum.' Koruyucu memnuniyetle gülümsedi ve topu Selin'e uzattı. Top artık daha da parlaktı ve üzerinde minik yıldız izleri vardı.

Selin vedalaşma zamanının geldiğini anladı. Mantarcık'a ve Orman Koruyucusu'na teşekkür etti. Koruyucu, 'Unutma, bu orman her zaman burada. Doğaya iyi davrandığın sürece, sihir seninle olacak,' dedi. Mantarcık, Selin'i ormanın kenarına kadar götürdü. Yolda, diğer orman sakinleri de ona veda etmeye geldi: Şırıltı Dere bir veda şarkısı söyledi, renkli kuşlar ona bir hoşçakal melodisi çaldı. Ormanın kenarına vardığında, Selin arkaya dönüp baktı. Sihirli orman, yumuşak bir ışıkla parlıyordu. Elindeki top da aynı ışığı yayıyordu. Eve doğru yürürken, doğaya nasıl daha iyi davranacağını düşünüyordu.
Selin eve vardığında, ailesi onu merakla bekliyordu. 'Neredeydin?' diye sordular. Selin, başından geçen macerayı anlattı. İlk başta inanmadılar ama Selin'in topunu görünce fikirleri değişti. Top, karanlıkta yumuşak bir ışıkla parlıyordu! Selin, 'Artık doğaya çok daha iyi davranacağım,' dedi kararlılıkla. Ertesi gün, bahçelerine kuşlar için bir yuva ve arılar için çiçekler ekti. Topuyla oynarken, onun sihirli ormandan getirdiği ışığın hiç sönmediğini fark etti. Bazen, geceleri penceresinden sihirli ormanın hafifçe parladığını görüyordu. Ve biliyordu ki, doğaya saygı gösterdiği sürece, o sihrin küçük bir parçası hep onunla kalacaktı.