Sessiz Dağın Gizemli Fısıltıları

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Sessiz Dağın Gizemli Fısıltıları

Uzaklarda, bulutların ötesinde, adına Yüce Dağ denen büyük, heybetli bir dağ vardı. Bu dağ, konuşmazdı ama her şeyi anlardı. Rüzgarın şarkısını, yağmurun gözyaşlarını, kuşların tatlı cıvıltılarını ve ormanda yaşayan tüm canlıların kalp atışlarını dinlerdi. Dağın eteklerinde, rengarenk çiçeklerle dolu bir köyde, meraklı bir çocuk yaşardı. Adı Ali'ydi. Ali, her sabah penceresinden Yüce Dağ'a bakar ve onunla konuşmak isterdi. 'Neden hiç cevap vermiyorsun?' diye sorardı. Dağ, sessizce gülümser, üzerinde açan papatyalarla cevap verirmiş gibiydi.

Bir gün, Ali, köydeki en güzel elma ağacının hasta olduğunu fark etti. Yaprakları solmuş, dalları eğilmişti. Köylüler ne yapacaklarını bilemiyordu. Ali, aklına Yüce Dağ'ı getirdi. 'Belki de dağ bize yardım etmek istiyordur,' diye düşündü. Yanına, sevimli tavşan arkadaşı Pamuk'u da alarak dağın eteklerine doğru yola koyuldu. Yolda, konuşan bir dereyle karşılaştılar. Dere, 'Dağ konuşmaz, ama fısıldar. Onun dilini anlamak için kalbinle dinlemelisin,' dedi.

Ali ve Pamuk, dağın yamacına tırmandılar. Yol boyunca, dağın üzerinde yaşayan canlılarla tanıştılar: şakacı bir sincap, bilge bir baykuş ve renkli kanatlı kelebekler. Her biri, dağın aslında nasıl 'konuştuğunu' anlattı. Sincap, 'Fındıklarımı sakladığım yerleri dağın taşları fısıldar bana,' dedi. Baykuş, 'Geceleri, dağın sessizliği en güzel hikayeleri anlatır,' diye ekledi. Ali, dinledikçe, dağın aslında bir dilinin olduğunu, ama bu dilin kelimelerle değil, doğanın sesleriyle işlediğini fark etti.

Dağın zirvesine yaklaştıklarında, Ali, etrafındaki doğayı dikkatlice dinlemeye başladı. Rüzgarın uğultusunda, yaprakların hışırtısında ve taşların arasından sızan suyun şırıltısında bir uyum duydu. Aniden, aklına bir fikir geldi: Belki de elma ağacı, dağdan gelen temiz suya ve minerallere ihtiyaç duyuyordu. Dağ, yeraltından geçen su kaynaklarıyla aslında köyü besliyordu. Ali, dağın eteğindeki bir pınarı buldu ve suyunun ne kadar berrak ve canlı olduğunu gördü. Bu suyu, hasta elma ağacına götürmeye karar verdi.

Ali ve Pamuk, pınardan doldurdukları suyu, dikkatlice hasta elma ağacının köklerine döktüler. Birkaç gün içinde, mucizevi bir şey oldu: Ağacın yaprakları yeniden yeşermeye, dalları canlanmaya başladı. Köylüler, sevinçle Ali'yi kutladı. Ali, artık Yüce Dağ'ın dilini anladığını hissetti. Dağ, kelimelerle konuşmasa da, doğanın döngüsüyle, sessiz bilgeliğiyle ve yaşam veren kaynaklarıyla aslında her zaman 'konuşuyordu'. O günden sonra, Ali, sadece dağı değil, çevresindeki tüm doğayı kalbiyle dinlemeyi öğrendi.

Zaman geçtikçe, Ali büyüdü ve dağın sessiz dilini köydeki diğer çocuklara da öğretti. Birlikte, dağın fısıltılarını dinleyerek, hangi toprağın daha verimli olduğunu, hangi mevsimde ne ekmeleri gerektiğini ve doğayla nasıl uyum içinde yaşayacaklarını keşfettiler. Yüce Dağ, her zaman orada, sessizce onları izledi ve anladı. Kimi zaman bir gökkuşağıyla, kimi zaman hafif bir rüzgarla onlara teşekkür etti. Köy, dağın bilgeliği sayesinde daha da güzelleşti ve hiç kimse, dağın konuşmamasını bir eksiklik olarak görmedi. Çünkü bazen, en derin şeyler, sessizlikte saklıdır.

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocuklara doğayı dinlemenin, sözsüz iletişimin ve çevreye duyarlı olmanın önemini öğretir.

Masalın Mesajı

Bazen en büyük bilgelik, sessizlikte ve doğanın dilini kalple dinlemekte saklıdır.

Sohbet Soruları

  • Sence dağ, Ali'ye nasıl yardım etti?
  • Doğadaki hangi sesler sana hikayeler anlatıyor?
  • Bir ağaca veya çiçeğe nasıl iyi bakabiliriz?