
Bir zamanlar, güneşin her sabah gülümseyerek uyandırdığı, kuşların şarkı söylediği, çiçeklerin renk renk açtığı bir orman varmış. Bu ormanda, meraklı ve cesur bir çocuk yaşarmış. Adı Aydede'ymiş. Aydede, ormanın her köşesini keşfetmeyi çok severmiş. Bir gün, ormanda dolaşırken, yaşlı ve bilge bir sincap görmüş. Sincap, Aydede'ye, 'Sevgili çocuk,' demiş, 'Bu ormanda, sadece özel bir ıslık çalınınca görünen sihirli bir patika olduğunu biliyor musun? Bu patika, kayıp hazineleri, unutulmuş oyuncakları ve en önemlisi, gerçek arkadaşlıkları bulduğumuz yerdir.' Aydede'nin gözleri parlamış. Hemen, 'Bu sihirli ıslığı nasıl çalabilirim?' diye sormuş. Sincap, gülümseyerek, 'Yüreğin neşeyle dolu olduğunda ve doğru notayı bulduğunda, patika senin için görünür olacak,' demiş.

Aydede, ertesi sabah erkenden uyanmış ve ormana koşmuş. Islık çalmayı denemiş, ama patika bir türlü görünmemiş. Önce yüksek sesle, sonra yavaşça, hatta kuşların şarkılarını taklit ederek denemiş, ama hiçbiri işe yaramamış. Üzülmüş ve bir kayanın üzerine oturmuş. O sırada, minik bir kirpi yanına gelmiş. 'Neden üzgünsün?' diye sormuş. Aydede, sihirli patikayı bulamadığını anlatmış. Kirpi, 'Belki de ıslığı yalnızca neşe için çalmalısın, bir şey bulmak için değil,' demiş. Aydede, bunu düşünmüş. Sonra, güzel bir gün olduğu için, kuşların şarkısı için, çiçeklerin kokusu için mutlu olmuş ve içinden gelen bir neşeyle, yumuşak ve melodik bir ıslık çalmış.

Tam o anda, sihir gerçekleşmiş! Aydede'nin önünde, altın rengi ışıkla parlayan, çiçeklerle süslü bir patika belirmiş. Patika, ormanın derinliklerine doğru uzanıyormuş. Aydede, heyecanla patikaya adım atmış. Her adımda, ayaklarının altındaki çimenler yumuşacık ışıldıyormuş. Patikada yürürken, konuşan bir kelebek görmüş. Kelebek, 'Hoş geldin, Aydede! Sihirli patika, sadece saf neşeyle ıslık çalanları buraya getirir. Seni bekliyorduk,' demiş. Kelebek, Aydede'ye patikayı gezerken eşlik etmiş. Birlikte, parlak renkli mantarların, şarkı söyleyen derelerin ve gülümseyen taşların olduğu yerlerden geçmişler.
Patikanın sonunda, küçük bir açıklığa gelmişler. Burada, kayıp eşyaların toplandığı bir yer varmış. Bir köşede, unutulmuş bir top, diğerinde, rengi solmuş bir balon, başka bir yerde ise, eski ama değerli bir kitap duruyormuş. Ama en önemlisi, burada, çeşitli hayvanlar bir araya gelmiş, oyunlar oynuyor, hikayeler anlatıyormuş. Bir tavşan, bir sincap, bir kuş ve hatta uyuyan bir ayı yavrusu bile varmış. Hepsi, Aydede'yi görünce sevinçle karşılamış. 'Sihirli patika bizi bir araya getirdi,' demiş tavşan. 'Burada, kayıp eşyaları değil, kayıp arkadaşlıkları buluruz.' Aydede, onlara katılmış ve hep birlikte oyunlar oynamış.
Gün batımı yaklaşırken, Aydede, yeni arkadaşlarına veda etmek zorunda kalmış. Kelebek, ona, 'Artık sihirli patikayı nasıl göreceğini biliyorsun. Ne zaman yüreğin neşeyle dolarsa, ıslığını çal ve bizi ziyaret et,' demiş. Aydede, aynı neşeli ıslığı çalmış ve patika tekrar görünmüş. Eve dönerken, ormanın her yerinin daha canlı ve dostane göründüğünü fark etmiş. O günden sonra, Aydede sık sık sihirli patikayı ziyaret etmiş. Bazen yalnız, bazen de yeni tanıştığı çocuklarla gelmiş. Onlara, sihrin büyük sözlerde değil, küçük neşelerde olduğunu öğretmiş. Ve orman, her ıslık sesinde biraz daha sihirli hale gelmiş.