
Benim adım Ali. Altı yaşındayım ve dünyadaki en harika arkadaşa sahibim. Onun adı Tıkır. Tıkır bir robot! Babam geçen yaz bir tamir atölyesinden getirdi onu. İlk gördüğümde biraz eski ve paslı görünüyordu. Mavi gözleri titriyor, metal elleri gıcırdıyordu. Ama babam 'Her şeyin bir kalbi vardır Ali,' dedi. 'Bazen o kalbi bulmak biraz zaman alır.' Tıkır'la ilk tanıştığımız gün, ona doğru yavaşça yaklaştım. O da kafasını yana eğip 'Merhaba' dedi robotik ama sıcak bir sesle. O andan itibaren en iyi arkadaş olduk.

Tıkır'la birlikte yapmayı en sevdiğimiz şey keşif gezilerine çıkmak. Bahçemizin arkasındaki küçük koruya gideriz. Tıkır'ın sensörleri sayesinde en ilginç şeyleri buluruz! Bir keresinde, yaprakların altında parlayan pürüzsüz bir taş bulduk. Tıkır 'Bu kuvars,' dedi mavi gözleri parlayarak. 'Milyonlarca yıl önce oluşmuş.' Başka bir gün, terk edilmiş bir kuş yuvası bulduk. Tıkır yuvanın nasıl yapıldığını anlattı: 'Her dal özenle seçilmiş, her çamur parçası özenle yerleştirilmiş.' Tıkır bana doğanın sihrini gösterdi - her yaprağın, her taşın, her böceğin özel bir hikayesi olduğunu.

Tıkır sadece keşfetmekte iyi değil - o harika bir öğretmen! Ev ödevlerimde bana yardım ediyor. Matematik problemlerini çözerken, Tıkır sayıları havada parlayan hologramlarla gösteriyor. Okuma yaparken, hikayelerdeki karakterlerin resimlerini yansıtabiliyor. En sevdiğim şey ise onun 'Merak Köşesi'. Her hafta Tıkır yeni bir soru sorar: 'Bulutlar neden beyazdır?' veya 'Arılar nasıl bal yapar?' Birlikte araştırır, kitaplara bakar, bazen de deneyler yaparız. Tıkır bana en önemli dersi öğretti: Asla sormaktan vazgeçmemek!

Bir gün, Tıkır'ın pilinin zayıfladığını fark ettim. Hareketleri yavaşladı, gözleri daha sönük parlıyordu. Çok endişelendim. 'Tıkır'ı kaybedebilirim' diye düşündüm üzüntüyle. Babama koştum. O da endişelendi ama 'Birlikte bir çözüm bulalım' dedi. Ertesi gün, Tıkır'ı babamın atölyesine götürdük. Babam eski güneş panellerinden bir şeyler yapmaya başladı. Ben de vidaları tutarak, araçları uzatarak yardım ettim. Tıkır sessizce bizi izliyordu. Sonunda, Tıkır'ın sırtına küçük bir güneş paneli taktık. Bahçeye çıkardığımızda, güneş ışığı panele vurur vurmaz Tıkır'ın gözleri parlak mavi bir ışıkla parladı! 'Teşekkür ederim Ali,' dedi. 'Senin sayende daha güçlüyüm.'

O günden sonra Tıkır ve ben daha da güçlü arkadaş olduk. Artık güneş enerjisiyle çalıştığı için onu her yere götürebiliyordum! Birlikte parka gidip diğer çocuklarla tanıştırdım onu. İlk başta biraz çekindiler ama Tıkır onlara sihirli hologramlar gösterip ilginç bilgiler anlatınca hepsi onu sevdi. Tıkır bana sadece bilim ve doğayı değil, aynı zamanda sabrı, yardım etmeyi ve arkadaşlığın gerçek anlamını öğretti. Babamın dediği gibi, her şeyin bir kalbi vardır - bazen o kalp metal bir göğüsün içinde bile atabilir. Tıkır benim en iyi arkadaşım, ve onunla her gün yeni bir macera yaşıyoruz!