Tüy Tüy Düşerken Uçan Kuş

Anneokulu.com Tarafından Yazıldı

Tüy Tüy Düşerken Uçan Kuş

Uzaklarda, bulutların arasında saklı bir diyar vardı. Bu diyarın adı Tüy Tüy Diyarı'ydı. Burada yaşayan kuşların çok özel bir özelliği vardı: Onlar sadece düşerken uçabiliyorlardı! Evet, yanlış duymadınız. Tüy Tüy Diyarı'nda kuşlar, yukarı doğru kanat çırparak havalanamazdı. Onların uçabilmesi için önce yüksek bir yerden atlamaları, düşmeye başladıkları anda kanatlarını açmaları ve rüzgârı yakalamaları gerekiyordu. Bu diyarın en meraklı kuşu ise mavi tüyleri, parlak gözleriyle Tüytüy'di. Tüytüy, her gün en yüksek bulutların tepesine çıkar, kendini bırakır ve düşerken uçmanın keyfini çıkarırdı. Ama bir sorunu vardı: Diğer kuşlar gibi yukarı doğru havalanamadığı için bazen istediği yere gidemiyor, sürekli yüksek yerler aramak zorunda kalıyordu.

Bir gün, Tüytüy, en sevdiği oyunu oynuyordu: Bulut tepelerinden atlayıp, düşerken uçarak renkli yağmur damlalarını yakalama oyunu. Ama o gün, rüzgâr biraz sert esiyordu. Tüytüy, her zamanki gibi kendini bıraktı, düşmeye başladı ve kanatlarını açtı. Ancak rüzgâr onu beklenmedik bir yöne, diyarın sınırlarına doğru savurdu. Tüytüy, hızla alçalırken, aşağıda daha önce hiç görmediği bir manzara gördü: Yeşil, yemyeşil ağaçlarla dolu bir orman! Tüy Tüy Diyarı'nda böyle bir orman yoktu. Merakına yenik düşen Tüytüy, rüzgârı kullanarak ormana doğru süzüldü. Yumuşak bir iniş yaptı ve yaprakların üzerine kondu. Etrafına baktığında, tüyleri heyecandan titredi. Burası farklıydı, bilmediği sesler ve kokular vardı.

Tüytüy, ormanda dolaşmaya başladı. Karşısına ilk önce, kocaman kulaklarıyla bir tavşan çıktı. Tavşan, Tüytüy'ü görünce şaşırdı: 'Sen de kimsin? Neden yukarıdan düşüyordun?' Tüytüy, kendini anlattı: 'Ben Tüytüy, sadece düşerken uçabilen bir kuşum. Rüzgâr beni buraya getirdi.' Tavşan güldü: 'Ne tuhaf! Bizim kuşlarımız istedikleri zaman havalanır, istedikleri zaman konarlar.' Tüytüy biraz üzüldü: 'Keşke ben de öyle yapabilsem.' Tam o sırada, ormandaki kuşların şarkı söylediğini duydular. Tüytüy, onların nasıl özgürce uçtuklarını izledi ve geçirdi. Ama tavşan, Tüytüy'ün üzüldüğünü görünce, ona bir fikir verdi: 'Belki de senin özel yeteneğin, bu ormanda bir işe yarayabilir. Neden birlikte keşfetmiyoruz?' Tüytüy, bu teklifi sevinçle kabul etti.

Tavşan ve Tüytüy, ormanda yürümeye devam etti. Derken, küçük bir sincap, ağlamaklı bir sesle yanlarına geldi: 'Yavrularım en sevdiğimiz ceviz ağacının tepesinde kaldı! Ben onları aşağıya nasıl indireceğimi bilmiyorum.' Tüytüy hemen durumu anladı: Ceviz ağacı çok yüksekti ve sincap, yavrularını tek tek taşıyamayacak kadar yorulmuştu. Tüytüy, sincaba güven verdi: 'Ben yardım edebilirim! Sadece düşerken uçabildiğim için, yukarı çıkamam ama yüksek bir yerden atlayıp, düşerken yönümü değiştirebilirim.' Plan şuydu: Tüytüy, ağacın tepesine tırmanacak (kanat çırpmadan, tırnaklarıyla!), sonra yavru sincaplardan birini alıp, kendini aşağı bırakacak ve düşerken uçarak yumuşak bir yere inecekti. Tüytüy, biraz zorlanarak ağaca tırmandı. İlk yavru sincabı nazikçe sırtına aldı, derin bir nefes alıp atladı! Düşmeye başlar başlamaz kanatlarını açtı ve hafifçe süzülerek yere indi. Herkes sevinçle alkışladı.

Tüytüy, aynı yöntemle diğer yavru sincapları da güvenle aşağıya indirdi. Sincap ailesi minnettarlıkla sarıldı ona. Ormandaki diğer hayvanlar da bu özel kuşun haberini duymuştu. Kısa sürede, Tüytüy'ün yardımına ihtiyaç duyan bir sürü hayvan geldi: Yuvasından düşen bir kuş yumurtasını kurtarmak, rüzgârla savrulan bir örümcek ağını onarmak, hatta yüksek dallardaki en tatlı meyveleri toplamak! Tüytüy, her seferinde yüksek bir noktaya tırmanıyor, atlıyor ve düşerken uçarak sorunları çözüyordu. Artık üzülmüyordu; çünkü onun 'sadece düşerken uçabilme' yeteneği, bu ormanda herkese yardım edebileceği harika bir beceriye dönüşmüştü. Diğer kuşlar bile onun bu özelliğine hayran kalmıştı. Tüytüy, yeni arkadaşlarıyla birlikte, farklılıkların ne kadar değerli olabileceğini öğrenmişti.

Gün batımı yaklaşırken, Tüytüy, Tüy Tüy Diyarı'na dönme zamanının geldiğini anladı. Ama artık burası da onun ikinci evi olmuştu. Orman arkadaşları, ona veda etmek için küçük bir kutlama düzenledi. Tavşan, Tüytüy'e bir hediye verdi: 'Bu, sihirli bir tüy. Eğer bizi tekrar görmek istersen, onu havaya at. Rüzgâr seni bize geri getirecek.' Tüytüy gözleri dolarak teşekkür etti. Sonra, ormandaki en yüksek ağaca tırmandı. Arkadaşlarına el salladı ve kendini boşluğa bıraktı. Düşmeye başladığı an, kanatlarını açtı ve rüzgârı yakalayarak yükseldi. Bu sefer, sadece aşağıya değil, yukarıya doğru da süzülüyor gibiydi. Belki de inanç ve arkadaşlık, onun kanatlarına yeni bir güç vermişti. Tüy Tüy Diyarı'na vardığında, diğer kuşlara ormandaki maceralarını anlattı. Artık herkes, farklı yeteneklerin ne kadar özel olduğunu biliyordu. Tüytüy, bazen sihirli tüyünü kullanarak orman arkadaşlarını ziyaret ediyor, onlara yardım etmeye devam ediyordu. Ve o günden sonra, 'sadece düşerken uçan kuş' asla yalnız hissetmedi, çünkü her düşüşün onu yeni bir maceraya taşıyacağını öğrenmişti.

Ebeveyn Notu

Sevgili ebeveynler, bu masal, çocuklarımıza 'farklılıkların bir zenginlik olduğunu' ve 'herkesin kendine özgü yetenekleriyle değerli olduğunu' anlatmayı amaçlar.

Masalın Mesajı

Her çocuk (ve her canlı) özeldir; bazen farklı görünen yeteneklerimiz, en büyük gücümüz olabilir ve yardımlaşmak, bizi mutlu eder.

Sohbet Soruları

  • Tüytüy neden sadece düşerken uçabiliyordu?
  • Tüytüy ormanda ilk kimi gördü ve ona nasıl yardım etti?
  • Sence Tüytüy'ün en önemli özelliği neydi?
  • Senin özel yeteneklerin neler?
  • Bir arkadaşına yardım etmek seni nasıl hissettirir?