
Leo, yıldızlara bayılan meraklı bir çocuktu. Her gece penceresinden gökyüzünü izler, parlayan noktaları saymaya çalışırdı. Bir yaz gecesi, annesi 'Yıldızları sayarken uyuyakalma Leo!' diye seslendi. Ama Leo o kadar heyecanlıydı ki, yatağından çıktı ve bahçedeki tepeliğe oturdu. 'Bir, iki, üç...' diye saymaya başladı. Tam kırk yedinci yıldızı saydığında, gökyüzündeki yıldızlar parlak bir yol oluşturdu. Bu ışıklı yol, Leo'yu yavaşça yukarı doğru çekmeye başladı. Leo heyecanla bu sihirli yola adım attı ve kendini yıldızların arasında yürürken buldu.

Yıldızların arasında yürüdükçe, Leo'nun ayaklarının altındaki yol yumuşacık ve ılıktı. Etrafında uçuşan küçük ışık topları, 'Merhaba Leo! Biz yıldız rehberleriyiz' diye fısıldadı. Bu ışık topları, Leo'yu Büyük Ayı Takımyıldızı'na götürdü. Takımyıldızı oluşturan yedi parlak yıldız, bir anda canlandı ve sevimli bir ayı şekline büründü. 'Hoş geldin yıldız sayıcı!' diye seslendi Büyük Ayı. 'Senin gibi gökyüzünü merak eden çocukları çok severiz. Ama evini bulmak için üç takımyıldızın yardımına ihtiyacın var.' Leo biraz korkmuştu ama merakı daha ağırdı. 'Hangi takımyıldızlar?' diye sordu.

Büyük Ayı, pençesiyle gökyüzünün doğusunu işaret etti. 'Önce Lyra Takımyıldızı'nı bulmalısın. O bir lir çalar ve müziği seni doğru yöne yönlendirir.' Leo, yıldız rehberleriyle birlikte ilerledi ve parlak Vega yıldızının ışıltısını takip etti. Karşısında, altın telleri olan gümüş bir lir belirdi. Lir kendi kendine çalmaya başladı ve melodisi Leo'yu batıya doğru çekti. 'Şimdi de Cygnus'u, yani Kuğu Takımyıldızı'nı bulmalısın' diye fısıldadı lirin notaları. Leo, lirin müziğini takip ederek beyaz kanatları olan dev bir kuğunun yanına vardı. Kuğu, zarif boynunu eğerek 'Seni evine götürecek son takımyıldızı biliyorum' dedi.
Kuğu, Leo'yu sırtına aldı ve yıldızların arasında süzülmeye başladı. 'Son rehberin, Kuzey Yıldızı'nın bulunduğu Küçük Ayı Takımyıldızı' dedi Kuğu. 'O her zaman kuzeyi gösterir ve seni evine yönlendirir.' Leo, Küçük Ayı'yı bulduğunda, sevimli bir ayı yavrusu ona gülümsedi. 'Ben Polaris, yani Kutup Yıldızı'yım' dedi en parlak yıldız. 'Her zaman aynı noktada dururum, böylece kaybolanlar yönlerini bulabilir.' Küçük Ayı, burnuyla Leo'nun evinin bulunduğu yeri işaret etti. Leo aşağı baktı ve uzaktaki minik evinin ışıklarını gördü. 'Ama nasıl geri döneceğim?' diye sordu.
Küçük Ayı göz kırptı ve 'Yıldızların sana bir sır vereceğiz' dedi. 'Her gece gökyüzüne baktığında, biz seninle konuşacağız. Işığımızla sana hikayeler anlatacağız. Şimdi, bu ışık tohumlarını al.' Küçük Ayı, Leo'nun avucuna parlayan minik yıldız tohumları bıraktı. 'Bunları yatağının yanındaki saksıya ek. Her sabah onlara günaydın de. Büyüdüklerinde, seni her gece ziyaret edecek özel bir yıldız çiçeğin olacak.' Leo teşekkür etti ve yıldız rehberleri onu yavaşça aşağıya, bahçesine indirdi. Kendini yine tepelikte otururken buldu, avucunda parlayan tohumlarla.
Leo hemen içeri koştu ve annesine sarıldı. 'Anne, yıldızlar benimle konuştu!' diye heyecanla anlattı. Annesi gülümsedi, 'Ne güzel bir rüya görmüşsün' dedi. Leo rüya olup olmadığını bilmiyordu ama avucundaki parlayan tohumlar gerçekti. Ertesi sabah, tohumları annesinin verdiği saksıya ekti. Her sabah onlara su verdi ve 'Günaydın yıldız çiçeklerim' dedi. Bir hafta sonra, minik filizler çıktı. İki hafta sonra, filizler büyüdü ve gümüş yapraklar açtı. Bir ay sonra ise saksıda, gece olunca parlayan mavi çiçekler açtı. Leo artık asla kaybolmayacağını biliyordu, çünkü yıldızların ona verdiği rehberlik sırrını öğrenmişti: Merak etmek ve doğru rehberleri dinlemek. O gece penceresinden baktığında, gökyüzündeki Büyük Ayı, Lyra, Kuğu ve Küçük Ayı'nın hepsi ona göz kırpıyordu.