
Bir zamanlar, küçük bir kasabada, her evin duvarında asılı olan sıradan bir takvim varmış. Bu takvim, diğerlerinden biraz farklıymış çünkü her geçen gün, yapraklarını dökmekten hiç hoşlanmazmış. 'Ben yaşlanmak istemiyorum!' diye mırıldanırmış kendi kendine. Adı Zaman Takvimi'ymiş ama aslında zamanın geçmesinden nefret edermiş. Her ayın sonunda, yaprağını koparmak isteyen elleri görünce, yapraklarını sıkı sıkı tutar, 'Dur! Daha erken!' diye bağırırmış. Kasaba halkı bu duruma şaşırır, 'Takvimimiz biraz tuhaf,' derlermiş ama onu çok severlermiş çünkü renkli resimleri ve güzel sözleri varmış.

Bir gün, küçük Ela adında meraklı bir kız, takvimin bu halini fark etmiş. 'Neden yapraklarını koparmak istemiyorsun?' diye sormuş yumuşak bir sesle. Takvim şaşırmış, çünkü kimse onunle konuşmamış daha önce. 'Çünkü her yaprak düştüğünde, bir parçamı kaybediyorum,' demiş hüzünlü bir şekilde. 'Eskiyorum ve unutuluyorum. Keşke hep taze ve yeni kalabilseydim, tıpkı ilk günkü gibi.' Ela, takvimin duygularını anlamış ve ona yardım etmek istemiş. 'Belki seninle oynayabiliriz ve zamanın eğlenceli olduğunu görebilirsin,' demiş. Takvim biraz tereddüt etmiş ama Ela'nın samimi gülümsemesiyle kabul etmiş.

Ela, takvime her gün yeni bir macera önermiş. Pazartesi günü, birlikte rüzgarda uçan yaprakları saymışlar; Salı günü, yağmur damlalarını şarkı söyleyerek karşılamışlar. Takvim, zamanın sadece geçip gitmediğini, aynı zamanda güzel anılar getirdiğini fark etmeye başlamış. Ama hâlâ, ayın sonu geldiğinde, yaprağını koparmaktan korkuyormuş. Ela, ona bir fikir sunmuş: 'Her yaprağı koparırken, üzerine bir anı yazalım. Böylece kaybolmaz, sadece bir hikâyeye dönüşür.' Takvim bu fikri çok sevmiş ve ilk yaprağını gönüllü olarak bırakmış. Üzerine, 'Ela ile ilk konuşmamız' yazmışlar.

Zaman geçtikçe, takvim artık yaşlanmayı reddetmek yerine, her anın değerini öğrenmiş. Yaprakları, birer hazine gibi biriktirilmeye başlamış; her biri, bir gülümseme, bir kahkaha veya bir öğrenme anısı taşıyormuş. Kasaba halkı, takvimin bu değişimini görünce, kendi takvimlerine de anılar yazmaya başlamış. Artık, takvimler sadece tarihleri göstermiyor, aynı zamanda sevgi dolu hikâyeler anlatıyormuş. Zaman Takvimi, en mutlu anının, Ela ile geçirdiği zaman olduğunu anlamış ve 'Belki yaşlanmak kötü değilmiş, çünkü her gün yeni bir macera getiriyor,' diye düşünmüş.

Sonunda, yıl bitmek üzereyken, takvim artık hiç korkmuyormuş. Son yaprağını, Ela'ya hediye etmiş ve 'Bu, seninle geçirdiğim en güzel yılın anısı olsun,' demiş. Ela, yaprağı özenle saklamış ve takvime yeni bir isim vermiş: 'Anılar Takvimi'. O günden sonra, takvim her yıl yenilenirken, eski anılarını kutlamanın bir yolunu bulmuş. Yaşlanmayı reddetmek yerine, her anı kutlamayı öğrenmiş ve kasabada herkes onun bu bilgeliğinden ilham almış. Zamanın aslında bir hediye olduğunu, onu paylaşınca daha da değerlendiğini keşfetmişler.