
Güneşli bir öğleden sonra, Ali dedesinin eski sandığını karıştırırken, parlak pirinçten yapılmış, üzerinde yıldız ve ay desenleri olan tuhaf bir cep saati buldu. Saatin kapağını açtığında, içindeki akrep ve yelkovanın tık tık sesler çıkararak sıradan saatlerin tam tersi yönde, yani geriye doğru ilerlediğini fark etti. Gözlerine inanamadı! Saatin arkasında küçük, eski bir yazıyla 'Zamanın Anahtarı' yazıyordu. Ali, saati avucunda çevirip incelerken, aniden odasındaki her şey hafifçe titremeye ve renkler birbirine karışmaya başladı.

Bir anda kendini, etrafında konuşan çiçeklerin ve şarkı söyleyen kuşların olduğu rengarenk bir ormanda buldu. Saat, Ali'nin elinde yumuşak bir mavi ışık yayıyordu. Yakındaki bir papatya, 'Merhaba küçük dostum! Geriye giden saati buldun demek. O, zamanın unutulmuş anılarını saklar,' diye fısıldadı. Ali şaşkınlıkla, 'Peki bu saat ne işe yarıyor?' diye sordu. O sırada, üzgün görünen minik bir sincap yanlarına yaklaştı ve 'En sevdiğim cevizi dün kaybettim, bir daha asla bulamayacağım,' diye hıçkırdı. Ali, saate bakıp bir fikir geldiğini hissetti.

Ali, sincaba 'Belki saat bize yardım edebilir,' dedi ve saatin kadranına dikkatle baktı. Akrep ve yelkovan daha hızlı geriye dönmeye başladı, etraflarındaki orman yavaş yavaş değişti: yapraklar yerden uçup ağaçlara geri döndü, güneş gökyüzünde geriye hareket etti. Aniden, kendilerini bir önceki günün aynı saatinde buldular. Sincap sevinçle, 'İşte cevizim! Şu çalının altında!' diye bağırdı ve kaybettiği cevizi hemen buldu. Ali, saatin zamanı geriye sararak geçmişteki küçük mutlulukları yeniden yaşatabildiğini anladı.
Yoluna devam ederken, Ali yaşlı ve bilge görünümlü bir kaplumbağa ile karşılaştı. Kaplumbağa, yavaşça 'Bu saat güçlü bir armağan, küçük dostum. Ama unutma, zamanı geri almak her zaman iyi sonuçlanmaz. Bazen hatalarımızdan ders alarak ileriye bakmak gerekir,' dedi. Ali bunu düşünürken, saatin ışığı hafifçe titredi. Sonra, ağlayan küçük bir kız çocuğu gördü; en sevdiği balonu rüzgâra kapılmıştı. Ali saati kullanmak istedi, ama kaplumbağanın sözlerini hatırladı. Onun yerine, kıza 'Belki birlikte yeni bir balon bulabiliriz?' diye teklif etti.
Ali ve kız, ormanda eğlenceli bir maceraya atıldılar: renkli kelebekleri takip ettiler, nehirdeki balıkları izlediler ve şakacı bir tilkinin yardımıyla kayıp balonu bir ağacın dalında buldular. Kızın yüzünde mutlu bir gülümseme açtı. Ali, saate baktı ve akrep ile yelkovanın artık normal yönde, yani ileriye doğru ilerlemeye başladığını gördü! Demek ki, saatin sihri, geçmişi düzeltmekten çok, şimdiki anda iyilik yapmakla ilgiliymiş. Kendini evinde, sandığın yanında otururken buldu; saat avucunda sessizce tik tak ediyordu.
Ali, o günden sonra saati özel bir kutuda sakladı ve onun sırrını kimseye anlatmadı. Ama her sabah uyandığında, zamanın hem geriye hem ileriye akabileceğini, asıl önemli olanın ise her anın değerini bilmek olduğunu hatırladı. Dedesine sarıldı ve 'Bugün birlikte oyun oynayalım mı?' diye sordu. Dedesinin gözleri parladı. Saat, artık sadece normal bir saat gibi çalışıyordu, ama Ali'nin kalbinde, merak ve iyilikle dolu bir maceranın anısı olarak yaşamaya devam etti.